Selfie’ler Elde Kaldı; Instagram’ın Kapatılmasının Ekonomik Sonuçlarına Rekabet Hukuku Açısından Bir Bakış

31.07.2024 Mert Karamustafaoğlu

“Acta non verba”

Giriş

Ağlamaklı bir Influencer, X platformunda bir paylaşım ile isyan ediyordu. Elinde 4 tane konser bileti ve bu konserler için alınmış 4 adet kıyafet kombini olduğunu söylüyordu. Ancak bu kombinleri ve konser macerasını story ile Instagram’da paylaşamadıktan sonra bu konserlere gitmenin ne anlamı vardı? Instagram Türkiye’de kapalı (erişim engelli) olduğu için, kıyafetleri ve biletleri geri vermekten başka şansı olmadığını söylüyor ve birinin zararını karşılamasını istiyordu. Bu paylaşım bu konuda yapılmış binlerce paylaşımdan sadece biri. Bu yazının tamamlandığı gün yani 7 Ağustos itibarıyla sosyal medya platformu Instagram kapalı durumdaydı ve erişim engeli yaklaşık 5 gündür devam etmekteydi. 

Instagram’a, 02.08.2024 tarihinden itibaren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından re’sen erişim engeli getirildi. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Yasası’nın 8. Maddesi uyarınca BTK’nın re’sen erişimin engellenmesi kararı verilebiliyor. İddialara[1] göre BTK, söz konusu maddede geçen Atatürk’e hakaret, çocuk istismarı ve cinsel suçlar; fuhuşa, kumara, uyuşturucuya özendirme, toplumsal hassasiyetlere aykırı görüntüler gibi bir dizi paylaşımı içeren listeyi Instagram’a sunarak, bunların eksiksiz kaldırılması halinde yeniden erişime açılacağını bildirdi. Aksi halde erişim engelinin devam edeceği vurgulandı.

Bu makalenin konusu Instagram’ın neden kısıtlandığı veya ilgili mevzuatın doğru uygulanıp uygulanmadığı değil. Bu yazıda Instagram gibi dijital devlerin son yıllarda ekonomik faaliyetler açısından ne derece önem kazandığı ve bu tarz erişim engellemelerinden doğan hukuki ihtilaflara özellikle rekabet hukuku açısından bir bakış açısı getirebilmek.

Selfie’ler Elde Kaldı; Instagram’ın Kapatılmasının Ekonomik Sonuçlarına Rekabet Hukuku Açısından Bir Bakış
% 0

Instagram’ın Pazar Gücüne İlişkin Temel Tespitler

Instagram’ın da dahil olduğu Meta Grubu, Facebook ve WhatsApp gibi çeşitli platformları da elinde bulunduruyor. Söz konusu teşebbüsün sahip olduğu bu dijital platformlar nedeniyle gerek Türkiye’de gerek başka ülkelerde ciddi bir pazar gücüne sahip olduğu kabul ediliyor.[2] Bu konudaki ilginç tespitlerden biri Federal Alman Kartel Ofisi (Bundeskartellamt) tarafından verilen, Meta grubunun pazarlar arası rekabet için son derece önemli (Paramount Significance) bir teşebbüs olduğuna dair kararında ele alınmıştır.[3] Federal Alman Rekabet Kanunu’nun 19(a) maddesi uyarınca Bundeskartellamt, yüksek pazar gücüne sahip teşebbüsleri pazarlar arası rekabet için son derece önemli bir teşebbüs olarak nitelendirebiliyor. Bunun üzerine anılan teşebbüsler için daha yoğun incelendikleri bir dönem başlıyor. 

Bu konudaki ilk kararlardan biri de Instagram’ın da içinde bulunduğu Meta hakkında verilen karardır[4]. Kararda en ilginç tespitlerden biri kullanıcı verilerinin nasıl önemli bir para akışına dönüştüğüne yönelik yapılan değerlendirmedir.

Yukarıdaki akış, kararın alındığı yıl olan 2022 yılından ama Meta grubunun iş modelini net olarak ortaya koyuyor. Dünyada yaklaşık 3,5 milyar insanın Meta kullanıcısı olduğunda akan veri ve dolayısıyla sahip olduğu pazar gücü daha da belirginleşiyor. Bu yolla sahip olduğu bu inanılmaz kullanıcı verisi nedeniyle Meta, sosyal medya üzerinden yapılan reklamlar açısından da önemli bir güç elde ediyor. Tüm maliyetlerinin finansmanını yukarıdaki akıştan elde ettiği gelir ile yapıyor. 2021 yılında bu yolla elde ettiği gelir 40 milyar dolar civarında.[5] Hatta öyle ki Meta grubu bir Metaverse yaratmak, yani 3 boyutlu bir sanal dünya yaratmak istiyor ve bunun için “Oculus” adlı 3 boyutlu bir gözlük üreticisini de satın aldı. 

Aslında büyük teknoloji şirketlerinin veya daha doğru ifadeyle dijital platformları elinde bulunduran şirketlerin, zamanla sahip oldukları veriyi başka alanlarda da kullanmak istemeleri, yeni iş alanlarına girmeleri, yeni ürünler ve hizmetler sunmaları bilindik bir durum. Ancak örneğin Instagram yukarıdaki kararda dahi hızla büyüyen bir hizmet olarak ayrıca anlatılmış. Yani Meta açısından, “tacın incisi” Instagram gibi görünüyor. Hatta Bundeskartellamt, Facebook dışında en güçlü Meta hizmetlerinin başında Instagramı sayıyor.[6] Böylelikle son kullanıcılar için tüm sosyal medya alanı Meta hizmetleri tarafından kapsanmış oluyor. Meta bu alanı kullanarak ürünlerini satmak isteyenlere de hizmet veriyor. Yani “tacın incisi” Instagram aslında ürün satmak için harika bir pazar yeri. Kullanıcıların platform değiştirmek konusundaki zorlukları (Lock-in efekti) düşünüldüğünde, elinizde Instagram yoluyla ürün pazarlayabileceğiniz milyonlar, milyarlar var. 

Instagram erişim engelinin günlük maliyetinin yaklaşık 1,9 milyar TL olduğu konuşuluyor.[7] Yani aslında çektiğimiz bir Selfie veya attığımız bir Story değil, milyarlarca Türk lirası. Sorun bu anlamda daha da ilginç bir hal alıyor. Türkiye’deki e-ticaret hacminin yaklaşık yüzde 10’luk kısmının Instagram üzerinden döndüğü düşünüldüğünde[8], Instagram kendi eylemleri veya hukuka aykırı faaliyetleri nedeniyle erişim engeli cezasına maruz kaldıysa, kapalı kaldığı günlerde Türkiye’deki e-ticaret hacminin yüzde 10’u da kapanmış olabilir. Yani bundan zarar gören milyonlarca satıcı, kullanıcı, üretici ve en başta vergi kaybına uğrayan devlet de tazminat talep edebilir. Açılacak davaların ne denli büyük sonuçları olabileceği açıkken, Instagram’ın faaliyet gösterdiği ülkelerdeki yerel mevzuatlara daha fazla dikkat etmesi kritik derecede önemli hale geliyor. 

Instagram kendi kuralları gereği bazı paylaşımları “sakıncalı” gördüğü için engelleyebiliyor. Instagram konusunda Türkiye’de de benzer bir süreç yaşandığı anlaşılıyor.[9] Konunun en basit anlatımla ekonomik sonuçları var. Zira engellediğiniz paylaşım aslında bir ekonomik faaliyet, bir e-ticaret faaliyeti olabilir. Instagram’ın hangi paylaşımları neye göre ve kime göre “sakıncalı” bulduğu ise tamamen tartışmalı hale gelebilir. Örneğin kendisiyle rekabet eden bir platformun paylaşımlarını, bir markayı “sakıncalı” bulursa bu bir rekabet ihlaline de dönüşebilir. Zira bu derece bir büyüklüğe sahip, vazgeçilmesi zor ve hakim durumda olabilecek bir teşebbüs olan Instagram’ın gelecekte bu tür durumlarla karşılaşmamak adına daha özenli davranması ve rekabet kurallarına göre uygun hareket etmesi gerekir. Aksi halde milyonlarca tazminat davası ile birlikte rekabet hukuku endişeleri de doğabilir. 

Sonuç

Kısa süren Instagram erişim engeli başka sosyal platformlardaki yoğunluğu artırdı, story’ler olmayınca konser biletleri ve bazı ürünler belki daha yavaş satıldı veya elde kaldı. Influencer’ların çoğu biraz evde oturdu ve gelir kaybına uğradı. Reklam bütçeleri kullanılamadı ve vergiler azaldı. Bütün bunlar Instagram’ın yalnız bir paylaşım sitesi olmanın çok ötesine geçmiş olabileceğine işaret ediyor. Instagram’dan gelenler sadece mesajlar, videolar ve resimler değil, orda akan şey aslında bir çığ gibi büyüyen e-ticaret, yani para. Her selfie, her story aslında büyük bir ekonominin parçası olduğundan kuralları belirlerken artık bu gerçeği göz önüne almak gerekiyor.

Kaynakça

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.