Rekabet Kurulu’nun Elektrikli Araç Şarj İstasyonlarına Yaklaşımı

31.12.2024 Ecem Süsoy Uygun

Giriş

Yakın dönem itibarıyla birçok otomobil üreticisi, karbon emisyonlarını azaltma hedeflerini duyurmuş, pek çok marka, üretim süreçlerinden araçların kullanım ömrüne kadar sıfır karbon hedefleri belirlemiştir. Elektrikli araçların, fosil yakıtlı otomobillere kıyasla üretim aşamasında çok daha fazla karbon ayak izi ortaya çıkarması nedeniyle süregelen tartışmalar bir yana dursun[1] , elektrikli araçların günlük hayatımızdaki yerini giderek sağlamlaştırdığı ortadadır. Elektrikli araçların kullanımındaki bu artış, şarj altyapısının önemini daha da artırmış ve şarj istasyonlarının yaygınlaştırılması, rekabet hukuku açısından önemli bir mesele haline gelmiştir. 

Elektrikli araç şarj istasyonlarının faaliyetlerinin Rekabet Kurulu (“Kurul”) tarafından detaylı bir şekilde incelendiğine dair yakın tarihli bir örnek, 2024 yılında İzmir-İstanbul O-5 Otoyolu’nda elektrikli araçlara şarj hizmeti sunulması faaliyetinde münhasırlık yaratan uygulamaların 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 Sayılı Kanun”) 4. ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddiasıyla başlatılan soruşturma olmuştur. Sektörde yürüyen bu soruşturmanın rekabet hukuku çıktıları halihazırda beklenmektedir. 

Öte yandan, bu alandaki güncel rekabet hukuku uygulamalarını yansıtan bir diğer önemli karar, Trugo Akıllı Şarj Çözümleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (“Trugo”) ile Shell&Turcas Petrol A.Ş. (“Shell”) arasında yüksek performanslı elektrikli araç şarj istasyonu kurulumu için yapılan işbirliğine (Şarj Ağı İşletmecileri Arasında Yapılacak İş Birliği Sözleşmesi ve Hizmet Tedariki Sözleşmesi, birlikte “İşbirliği Sözleşmesi” veya “Sözleşme”) muafiyet talebini inceleyen Kurul kararıdır. Bu hukuk postası makalesinde, Kurul’un Trugo-Shell işbirliğine ilişkin Kararı (“Karar”) kısaca ele alınacaktır.

Rekabet Kurulu’nun Elektrikli Araç Şarj İstasyonlarına Yaklaşımı
% 0

Sektöre İlişkin Değerlendirmeler

Kurul, BP Europa/Daimler[2] kararında -karar bir devralma dosyasına ilişkin olsa da- elektrikli araç şarj istasyonlarına ilişkin piyasa dinamiklerini kararın verildiği tarihteki koşulları dikkate alarak incelemiş, Türkiye’de hem elektrikli araç üretimi pazarı hem de kamuya açık elektrikli araç şarj istasyonu işletme pazarının henüz gelişme aşamasında olduğunu ortaya koymuştur. BP Europa/Daimler kararından bu yana piyasadaki gelişmeler hızla ilerlese de mevcut durumda ilgili pazardaki doygunluk seviyesinin hala düşük olduğu söylenebilir. Bu bağlamda, elektrikli araçların gelişimi ile paralel olarak kamuya açık şarj hizmetlerinin de gelişmesi beklenmektedir. Elektrikli araç talebindeki artışın, arz tarafına doğru orantılı bir şekilde yansıması muhtemeldir. Ancak bu değerlendirmeleri yaparken regülatif ve operasyonel nedenlerden kaynaklanan pazara giriş engellerine de değinmekte fayda vardır. 

Pazara Giriş Engellerine İlişkin Değerlendirmeler 

Kurul, Karar’ında elektrikli araç şarj cihazlarına ilişkin olarak gerek yüksek yatırım maliyetleri nedeniyle mali, gerekse de operasyonel açıdan küresel olarak karşılaşılabilen giriş engelleri olduğuna değinir. Kaldı ki; yeterli güç kapasitesine sahip trafonun bulunmaması ve güç artırımına gidilmesi durumunda yatırım maliyetlerinin iki katına çıkması, şarj istasyonu teknolojisi ve yazılımındaki hızlı gelişimden dolayı yapılacak yatırımın süreklilik arz etmesi de pazarın her daim yatırım beklediğini ve operasyonel zorluklara dair çözümler gerektirmesi nedeniyle pazara girişin çeşitli engeller barındırabileceğine dikkat çeker. 

Söz konusu mali ve operasyonel engellerin yanı sıra yasal yükümlülüklerden de bahsetmekte fayda vardır. Nitekim, kamuya açık elektrikli araç şarj istasyonu kurulumu ve işletilmesi pazarında faaliyette bulunulması için Enerji Piyasası Denetleme Kurumu’ndan (EPDK) lisans alınması gerekir. Şarj ağı işletmeci lisansına sahip olunması için de ise Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda uyulması gereken kriterler yerine getirilmelidir. Şarj Hizmeti Yönetmeliği kapsamında getirilen yükümlülükler kapsamında öngörülen bir diğer yükümlülük ise şarj ağı işletmecisinin, lisansının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde en az elli adet şarj ünitesinden ve en az beş farklı ilçedeki şarj istasyonundan oluşacak şekilde şarj ağını oluşturmasıdır[3]. Ayrıca, şarj ağında yer alan şarj ünitelerinin en az yüzde beşi ile Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğu altında bulunan otoyollar ve devlet yollarında yer alan şarj ünitelerinin en az yüzde ellisinin DC 50 kW ve üzeri güçteki şarj ünitesi niteliğinde olması zorunludur[4] .

İlgili Ürün Pazarı Tanımında Sektöre İlişkin Değerlendirmeler

Karar’da yapılan tespitlere göre, elektrikli araç şarj istasyonları kullanım amacına göre “halka açık” ve “özel veya kısıtlı kullanım” şeklinde iki ana kategoride değerlendirilmektedir[5] . Halka açık şarj istasyonları, akaryakıt istasyonları, AVM otoparkları ve benzeri herkesin erişimine açık alanlarda bulunurken, özel veya kısıtlı kullanım statüsündeki şarj istasyonları yalnızca belirli bir kullanıcı grubunun erişimine açıktır[6] . Örneğin, bir site içerisinde kurulan şarj istasyonu yalnızca site sakinlerinin kullanımına sunulduğu için halka açık istasyon olarak nitelendirilmemektedir[7].

Kurul, şarj cihazlarının teknik özelliklerine ilişkin değerlendirmelerinde, şarj ünitelerinin yavaş şarj (AC) ve hızlı şarj (DC/HPC) olmak üzere iki temel gruba ayrıldığını tespit etmiştir[8] . AC ünitelerin 22 kW’a kadar güç ilettiği, 22 kW’ın üstünde güç ileten istasyonların DC, 50 kW’ın üstünde güç ileten istasyonların ise HPC olarak adlandırıldığı belirtilmiştir[9]. Elektrikli araçların şarj süresinin kullanılan cihazın güç kapasitesine bağlı olarak değiştiği; dolayısıyla şarj süresinin, tüketicilerin tercihlerini etkileyen önemli bir unsur olduğu değerlendirilmiştir[10] .

Yapısal özellikler ve maliyet unsurları bakımından AC ve DC üniteler arasında farklılıkların bulunduğu görülse de ilgili mevzuat, teknik gereksinimler ve ticari koşullar nedeniyle teşebbüslerin genel olarak hem AC hem de DC istasyonlar sunabildiği tespit edilmiştir[11]. Talep yönünden ise elektrikli araç kullanıcılarının, ilgili konum, zaman ve kişisel/teknik ihtiyaçları çerçevesinde hem AC hem de DC ünitelerden faydalanabildiği ortaya konulmuştur[12].

Netice itibarıyla Kurul, elektrikli araç şarj hizmetleri pazarının gelişmekte olan bir pazar olduğunu ve bu pazarın, “hızlı şarj istasyonu kurulumu ve işletilmesi” ile “yavaş şarj istasyonu kurulumu ve işletilmesi” gibi alt kategorilere ayrılabileceğini değerlendirmiştir[13] .

İşbirliği Sözleşmesine Muafiyet Değerlendirmesi 

Trugo ve Shell arasındaki İşbirliği Sözleşmesi, Shell markalı akaryakıt istasyonlarında elektrikli araç şarj istasyonlarının Shell ve Trugo tarafından maliyetlerine katlanılmak suretiyle ayrı ayrı kurulması ve işletilmesi ile aynı zamanda tarafların birbirlerinin elektrikli araç şarj hizmeti alan müşterilerinin ihtiyaçlarına yönelik kendi uygulamaları üzerinden hizmetleri sunulmasını amaçlar. Ayrıca yapılan işbirliğinde; maliyet avantajı sağlanması, müşteri memnuniyetinin artırılması ve çevresel faydaların desteklenmesi gibi sonuçlar öngörülmüştür. Shell’in geniş bayi ağı ile Trugo’nun teknik bilgi birikimini birleştiren bu işbirliği, hem yatay hem de dikey unsurlar içermektedir. Tarafların şarj ağı işletmeci lisansına sahip olması ve pazarda rakip konumda bulunması, Sözleşme’yi yatay bir anlaşma niteliğine taşırken, ekindeki Ağ İşletim Sözleşmesi (Trugo, Shell ve lokasyon sahibi bayii arasında imzalanacak olan) dikey unsurlar barındırmaktadır.

Kurul, anılan İşbirliği Anlaşması’na yönelik muafiyet değerlendirmesini yaparken kapsamlı bir inceleme yürütmüştür. Yaptığı inceleme neticesinde Kurul, Türkiye ve dünyada elektrikli araç ve şarj istasyonu sayılarının artışının, bu iki alanın birbirini desteklediğini belirtmiş, bu artışı, Türkiye’nin Paris Anlaşması ve net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda kritik görmüş, planlanan işbirliği ile kurulacak şarj cihazlarının, 2030 hedeflerine ve iklim değişikliğiyle mücadeleye önemli katkı sağlayacağını değerlendirmiştir[14] . Alternatif yakıtların yaygınlaşmasıyla emisyonların azalacağı, hava kalitesinin artacağı ve temiz enerjiye geçiş için gerekli altyapının destekleneceği belirtilmiştir[15] . Bu işbirliğinin, sunulan hizmetlerdeki etkinliğini artırarak muafiyet koşullarından ilki olan ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması şartını karşıladığı değerlendirilmiştir[16]

Bununla birlikte, Trugo ve Shell arasındaki işbirliğinin, tüketicilere sağladığı fayda ve şarj hizmetleri pazarının gelişimine katkısı dikkate alındığında, Kurul 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen tüketici faydası koşulunun karşıladığı kanaatine ulaşmıştır[17] .

İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması şartı bakımından yapılan değerlendirmede, Karar tarihi itibarıyla 152 teşebbüsün lisans sahibi olduğu ve bunlardan 77’sinin 2023 yılında pazara giriş yaptığına değinilmiştir[18] . Kurul, bu durumun pazarda önemli bir giriş engeli bulunmadığını gösterdiğini ortaya koymuştur. Yine, akaryakıt dağıtım şirketleri ile şarj ağı işletmecileri arasında çeşitli işbirliklerinin yapıldığına dikkat çekilmiştir[19] . Bununla birlikte, pazarda yüksek pazar payına sahip diğer teşebbüslerin varlığının yanı sıra, pazara giriş yapan teşebbüs sayısının artışı ve şarj istasyonlarının çeşitli alanlarda kurulabilmesi gibi faktörler göz önüne alındığında, bildirime konu işbirliğinin pazara etkisinin sınırlı olduğu ve ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmayacağını değerlendirilmiştir[20] .

Rekabetin zorunlu olandan fazla kısıtlanmaması şartı bakımından ise Trugo ve Shell arasındaki İşbirliği Sözleşmesi ile getirilen rekabet yasakları incelenmiştir. Bu yasaklar çerçevesinde; Trugo, Shell’in şarj istasyonu kurduğu otoyol hizmet tesisleriyle aynı güzergâhta, şehir içinde ve şehirler arasında belirli kilometrelik mesafede yer alan akaryakıt istasyonlarına şarj istasyonu kurmayacaktır. Ancak bu kısıtlama, belirtilen güzergâhlar içerisindeki akaryakıt istasyonlarını kapsayıp Trugo’nun akaryakıt istasyonları dışında kalan ve elektrikli araç şarj istasyonu kurulabilecek noktalar arasında yer alan oteller, restoranlar, alışveriş merkezleri, araç bakım servisleri gibi noktalara şarj istasyonu kurmasına engel teşkil etmemektedir[21]. Yine, İşbirliği Sözleşmesinin yürürlüğe girmesinden itibaren belirli bir süre boyunca Trugo, başka bir akaryakıt dağıtım şirketiyle, Shell ise başka bir şarj ağı işletmecisiyle elektrikli araç şarj istasyonu kurulumuna yönelik işbirliği anlaşması yapmamayı taahhüt etmiştir[22] . Bu münhasırlık süresi, tarafların mutabakatıyla belirli bir süreyle sınırlı tutulmuştur[23] . Öte yandan Trugo, işbirliği kapsamında Shell harici bir akaryakıt dağıtım şirketi ile merkezi bir anlaşma yapmama yükümlülüğü altında olsa dahi Shell harici bir akaryakıt dağıtım şirketi altında faaliyet gösteren bir başkaca akaryakıt istasyonu ile münferit sözleşme yapabilecektir[24]

İncelenen diğer sözleşmesel detaylar da dikkate alındığında muafiyetin son şartının da karşılandığı görülmüş ve Kurul, İşbirliği Sözleşmesi’ne 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamındaki şartların tamamını sağlaması nedeniyle bireysel muafiyet tanınmasına karar vermiştir. 

Sonuç

Kurul’un Trugo-Shell işbirliğine ilişkin Kararı, elektrikli araç şarj istasyonları pazarında rekabetin korunması ve geliştirilmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Elektrikli araçların hayatımızdaki giderek artan yeri göz önünde bulundurulduğunda, şarj istasyonu faaliyetlerinin rekabet hukuku perspektifinden ele alınması, yalnızca piyasa dengesinin korunması değil, aynı zamanda sürdürülebilir enerjiye geçiş sürecine destek sağlanması açısından kritik bir konudur. Bu Karar, şarj istasyonu işletmecileri ile akaryakıt istasyonları arasında yapılan işbirliklerinin rekabet hukuku çerçevesinde nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair değerli bir rehber niteliği taşımaktadır. Özellikle, işbirliği kapsamında getirilen münhasırlık düzenlemelerinin, rekabeti gereğinden fazla sınırlamadan tüketiciye fayda sağlayacak şekilde dengelenmesi, kararın öne çıkan yönlerinden biridir. Ayrıca, Kurul’un, şarj altyapısının yaygınlaştırılmasının yalnızca rekabetçi bir piyasa yapısının sağlanması için değil, aynı zamanda daha kaliteli ve sürdürülebilir hizmet sunulması için de elzem olduğunu vurgulaması, Karar’ın değerini ortaya koymaktadır.

Kaynakça
  •  https://tr.euronews.com/next/2023/09/27/uretimden-yakita-elektrikli-araclar-dizel-ve-benzinli-olanlara-gore-ne-kadar-cevre-dostu 
  • 08.07.2021 tarihli ve 21-34/465-235 sayılı Kurul kararı. 
  • Şarj Hizmeti Yönetmeliği, m. 15(2)
  • Şarj Hizmeti Yönetmeliği, m. 15(2)
  • Karar, para. 25.
  • Karar, para. 25.
  • Karar, para. 25.
  • Karar, para. 26.
  • Karar, para. 26.
  • Karar, para. 26.
  • Karar, para. 28.
  • Karar, para. 28.
  • Karar, para. 29.
  • Karar, para. 83.
  • Karar, para. 84.
  • Karar, para. 85.
  • Karar, para. 93.
  • Karar, para. 95.
  • Karar, para. 98.
  • Karar, para. 103.
  • Karar, para. 106.
  • Karar, para. 107.
  • Karar, para. 107.
  • Karar, para. 107.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.