İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz

30.11.2024 Merve Bakırcı

Giriş

İşgücü piyasalarındaki teşebbüsler arası anlaşma ve bilgi değişimleri son dönemde Rekabet Kurumu (“Kurum”) tarafından açılan çeşitli önaraştırma ve soruşturmalarda incelenmekteydi. Bazı teşebbüslerin idari para cezalarına muhatap olduğu bu soruşturmalar sonrasında ise, konuya ilişkin bir Kılavuz yayınlanması ihtiyacı ortaya çıkmıştı. Bu doğrultuda Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) 21.11.2024 tarih ve 24-49/1087-RM(4) sayılı kararı ile kabul edilen İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz (“Kılavuz”) Kurum’un sitesinde 03.12.2024 tarihinde yayınlandı. Bu kapsamda Kılavuz’da teşebbüsler arası ücret tespiti anlaşmaları, çalışan ayartmama anlaşmaları ve rekabete hassas bilgi değişimine yönelik açıklama ve değerlendirmelere yer verildi.

İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz
% 0

Ücret Tespiti Anlaşmaları

Kılavuz’da ücret tespiti anlaşmaları, teşebbüslerin çalışanlarının ücretleri, ücretlere ilişkin zam oranları, çalışma süreleri, yan hakları, tazminatları, izin hakları, rekabet etmeme yükümlülükleri gibi çalışma koşullarını birlikte belirledikleri anlaşmalar olarak tanımlanmıştır. Bu doğrultuda çalışanların ücret ve diğer çalışma koşullarının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 4. maddesi kapsamında fiyatı oluşturan maliyet ve/veya alım şartı olarak değerlendirildiği ve dolayısıyla çalışanların ücret ve diğer çalışma koşullarının tespitine yönelik anlaşmaların nitelikleri gereği amaç bakımından rekabet ihlali teşkil ettiği belirtilmiştir. Ek olarak böylesi anlaşmaların, rekabet hukukunda en yüksek idari para cezası yaptırımlarını içeren kartel ihlali olarak nitelendireceği açıkça ifade edilmiştir. 

Söz konusu ücret tespiti anlaşmalarının doğrudan teşebbüsler arasında değil, üçüncü bir tarafın anlaşmaya aracılık etmesi suretiyle yapılması halinde ise, somut olayın özelliklerinin inceleneceği, bununla birlikte ilgili üçüncü tarafın da ihlal tarafı olarak kabul edilebileceği belirtilmiştir. 

Çalışan Ayartmama Anlaşmaları

Çalışan ayartmama anlaşmaları ise Kılavuz’da ücret tespiti anlaşmalarından farklı olarak, bir teşebbüsün bir başka teşebbüsün çalışanlarına iş teklif etmemesine veya bu çalışanları işe almamasına ilişkin olarak doğrudan veya dolaylı şekilde yapılan anlaşmalar olarak tanımlanmıştır. Bu anlaşmaların, arz edilen emeğin teşebbüsler arasında yapay olarak paylaşılması amacını taşıdığı ve bu doğrultuda 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca sağlayıcı veya müşteri paylaşımı anlaşmalarıyla aynı çerçevede değerlendirileceği ifade edilmiştir. Ücret tespiti anlaşmalarına benzer şekilde, çalışan ayartmama anlaşmalarının da amaç bakımından ihlal teşkil ederek, kartel olarak nitelendirileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Yine benzer şekilde Kılavuz uyarınca çalışan ayartmama niteliğindeki bir anlaşmaya aracılık eden taraflar da somut olayın özelliklerine göre ihlal tarafı olarak nitelendirilebilecektir. 

Bilgi Değişimi

Kılavuz’da teşebbüsler arasında açıkça çalışan ücret tespiti veya çalışan ayartmama anlaşmaları yapılmamış olsa dahi, teşebbüslerin işgücü ile ilgili bilgileri kendi aralarında paylaşmalarının da rekabet hukuku ihlali teşkil edebileceği açıkça belirtilmiştir. İşgücü piyasalarında çalışanların zam oranları, çalışma süreleri, yan hakları, tazminatları ve izin hakları gibi çalışma koşullarına ilişkin rekabete duyarlı bilgilerin teşebbüsler arasında değişiminin rekabeti kısıtlayıcı iş birliğini kolaylaştırabileceği ifade edilmiştir. 

Söz konusu bilgilerin pazar araştırma şirketleri veya özel istihdam bürolarının raporları ile paylaşılmasına ilişkin olarak da çeşitli kurallar belirtilmiştir. Bu kapsamda toplulaştırılmamış, güncel ve/veya geleceğe dönük, veri kaynağı veya verinin bireysel olarak içeriğinin anlaşılmasını mümkün kılan ve kamuya açık olmayan türden bilgilerin teşebbüsler arasında paylaşılmasının rekabet karşıtı etkiler doğurabileceği açıklanmıştır. Bununla birlikte (i) bilgi değişiminin bağımsız bir üçüncü tarafça yürütüldüğü, (ii) verinin kaynağı veya bireysel veri içeriğinin anlaşılmasının mümkün olmadığı, (iii) bilgi değişimine konu bilgilerin en az üç ay öncesine ilişkin olduğu, (iv) bilgilerin en az on katılımcı verisi içerdiği ve (v) hiçbir katılımcının verisinin toplam veri içerisinde %25’ten fazla ağırlığa sahip olmadığı durumlarda ilgili raporlarla yapılan bilgi değişimlerinin kural olarak rekabeti sınırlayıcı etki doğurmayacağı açıkça belirtilmiştir.

Yan Sınırlamalar 

Yan sınırlamalar, rekabeti engelleme, bozma ya da sınırlama amacı veya etkisi olmayan bir anlaşmanın taraflarına getirilen ve bu anlaşmanın esasını oluşturmamakla birlikte, anlaşma ile ulaşılmak istenen hedeflerin hayata geçirilmesi için gerekli ve bu hedeflerle doğrudan ilgili olan kısıtlamalar olarak tanımlanmıştır. Başka bir deyişle asıl anlaşmanın birincil amacını oluşturmayan ancak anlaşmanın hayata geçirilmesi ve sürdürülmesi için doğrudan ilgili, gerekli ve orantılı olan sınırlamalar yan sınırlama niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla yan sınırlama olduğu tespit edilen kısıtlamalar, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilmez. 

Kılavuz uyarınca ise ilgili kısıtlamaların yan sınırlama olup olmadığı değerlendirilirken, söz konusu kısıtlamanın asıl anlaşmayla doğrudan ilgili, gerekli ve orantılı olup olmadığı incelenecektir. 

Doğrudan İlgililik

Doğrudan ilgililik koşulu, kısıtlamanın asıl anlaşmadan ayrılmaz bir nitelik taşımasını ve bu anlaşmanın uygulanmasına tabi kılınmış olmasını ifade etmektedir. Bu doğrultuda Kılavuz uyarınca kısıtlamanın yan sınırlama teşkil edebilmesi için, daha geniş kapsamlı bir asıl anlaşmanın amacını desteklemeye veya kolaylaştırmaya yönelik olması ve aynı zamanda asıl anlaşma ile ulaşılmak istenen amaca hizmet etmesi gereklidir. 

Gereklilik

Gereklilik koşulu, söz konusu sınırlamanın olmadığı durumda asıl anlaşmanın hayata geçirilmesinin veya sürdürülmesinin mümkün olmaması halini ifade etmektedir. Kısıtlamanın gerekli olup olmadığı hususu, tarafların sübjektif değerlendirmelerine göre değil, objektif koşullara göre incelenecektir. Bu doğrultuda Kılavuz’da belirtildiği üzere, benzer durumdaki teşebbüsler da ilgili kısıtlama olmaksızın asıl anlaşmaya taraf olmayacaksa, sınırlamanın gerekliği olduğundan söz edilebilecektir. Öte yandan, ilgili sınırlama olmaksızın asıl anlaşmanın yapılabildiği hallerde, gereklilik unsurunun karşılanmadığı kabul edilecektir. 

Orantılılık

Sınırlamanın orantılı olduğunun kabulü için, bahse konu sınırlama ile ulaşılmak istenen amaca rekabeti daha az sınırlayan başka bir araç ile ulaşılamayacak olması ve sınırlamanın kapsamının; asıl anlaşmanın amacı, coğrafi kapsamı, süresi ve tarafları ile sınırlı olması gerekmektedir. Kılavuz uyarınca aşağıdaki hallerin varlığı halinde, ilgili sınırlamanın orantılılık koşulunu karşılamadığı kabul edilecektir: 

  • Kısıtlamanın süresinin belirtilmemesi veya süresinin anlaşmadaki amacın gerçekleştirilmesi için gerekenden daha fazla olması,
  • Kilit önem taşıyan çalışanlar dışındaki çalışanlara getirilmesi veya hangi çalışanlara yönelik getirildiğinin açık olmaması,
  • Asıl anlaşmanın coğrafi bölgesini aşması,
  • Asıl anlaşmanın taraflarının tamamını kapsaması.

Doğrudan ilgililik, gereklilik ve orantılılık koşullarını aynı anda taşımayan kısıtlamaların yan sınırlama olarak değerlendirilemeyeceği ve ilgili kısıtlamanın bu kriterleri karşıladığını ispat etme yükünün tarafların üzerinde olduğu Kılavuz’da açıkça belirtilmektedir.

Sonuç

Çeşitli önaraştırma ve soruşturmalarda teşebbüslerin idari para cezalarıyla karşı karşıya gelmelerine neden olan işgücü piyasalarındaki anlaşma ve bilgi değişimlerine ilişkin çerçeve Kılavuz ile belirlenmiş oldu. Bu kapsamda işgücü piyasalarında işveren teşebbüslerin kendi aralarında yaptıkları ücret tespiti ve çalışan ayartmama anlaşmaları ile çalışanların çalışma koşullarına ilişkin bilgi paylaşımlarının rekabet hukuku ihlali teşkil edebileceği durumlar ayrıntılı şekilde ele alınmış oldu.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.