Yerinde İnceleme Sırasında Silinen Verilere İlişkin Yeni Bir Yaklaşım: Balsu Kararı
Giriş
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 15. maddesi uyarınca Rekabet Kurulu (“Kurul”), kendisine verilen görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüslerde yerinde inceleme gerçekleştirebilir. Yerinde inceleme esnasında Kurul, teşebbüslerin fiziki ve elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü bilgi ve belgelerini inceleme ve bunların kopyaları ile fiziki örneklerini alma yetkisine sahiptir.
Bununla birlikte, Yerinde İncelemelerde Dijital Verilerin İncelenmesine İlişkin Kılavuz (“Kılavuz”), dijital verilerin incelenmesi süreçlerinde uygulanacak usule ilişkin detaylı açıklamalara yer verir. Kılavuz, yerinde inceleme sırasında teşebbüslerin sunucu, masaüstü/dizüstü bilgisayar, taşınabilir iletişim cihazları (cep telefonu, tablet vb.) gibi bilişim sistemleri ile CD, DVD, USB, harici hard disk, yedekleme kayıtları, bulut servisleri gibi depolama araçlarında inceleme yapılabileceğinin altını çizer. Bu inceleme sırasında görevli meslek personelleri, dijital verilerde arama yapılmasına, verilerin kopyalanmasına ve silinen verilerin geri getirilmesine imkân tanıyan adli bilişim yazılım ve donanımlarından faydalanabilir.
Uygulamada, Kurul’un yerinde inceleme yetkisi kapsamında özellikle çalışanların bilgisayar ve telefonlarını incelemesinin teşebbüs ve çalışanlarda ciddi bir endişeye sebep olduğu görülmektedir. Öyle ki bu endişe, çalışanların yerinde inceleme sırasında panik içerisinde çeşitli belge ve özellikle yazışmaları silmelerine sebep olmaktadır. Ancak yerinde inceleme esnasında verilerin silinmesi işlemi, bu işlemin gerçekleştirilme amacından veya silinen verilerin içeriğinden bağımsız olarak yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması olarak değerlendirilme riski taşır.
Bu makalede, Kurul’un yerinde inceleme sırasında gerçekleştirilen silme işlemlerine ilişkin yerleşik içtihadı, bu içtihadından önemli ölçüde ayrılan güncel tarihli Balsu kararı[1] ve Balsu kararının farklı gerekçe yazısı incelenerek Kurul’un yerinde inceleme sırasında gerçekleşen silme işlemlerine ilişkin yaklaşımına dair bir çerçeve çizilmesi hedeflenir.
Kurul’un Silme İşlemlerine İlişkin Yerleşik İçtihadı
Kurul’un yerinde incelemenin engellenmesi veya zorlaştırılmasına ilişkin kararları incelendiğinde, silme işleminin delil karartmaya yönelik bir eylem olarak değerlendirildiği görülür. Kurul, bu değerlendirmede bulunurken silinen verilerin geri getirilip getirilememesi ya da niteliği gibi somut olaya özgü şartlara önem atfetmeme eğilimindedir.
Örneğin Kurul’un Medicana Samsun kararında[2] yerinde inceleme sırasında Whatsapp uygulaması üzerinden gerçekleştirilen sohbet içeriklerinin silinmesi, yerinde incelemenin engellenmesi ve zorlaştırılması olarak değerlendirilir. Kararda, USB girişindeki temassızlık nedeniyle adli bilişim cihazına bağlanılamadığından, silinen verilere ulaşmanın ve silme işleminin teşebbüse ait veri üzerinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin mümkün olmadığı belirtilir. Bununla birlikte, silinen verilere adli bilişim cihazları yardımıyla erişilebilmiş olsaydı dahi, bu durumun, fiilin yerinde incelemenin engellenmesi niteliğine bir etkisinin bulunmayacağı önemle vurgulanır. Ayrıca, aksi bir değerlendirmenin, teşebbüslerin söz konusu verileri sildiği ancak adli bilişim cihazları tarafından silme işleminin tespit edilemediği bir durumda bu teşebbüsler bakımından bir ödüllendirme anlamına gelebileceği belirtilir.
Kurul’un Doğuş Planet kararında[3] ise, teşebbüs çalışanlarının yerinde inceleme başladıktan sonra birbirlerine gönderdiği mesajları silmesi, yerinde incelemenin engellenmesi ve zorlaştırılması olarak değerlendirilir. Kararda, silinen verilerin geri getirilip getirilemediğine yahut içeriğinin bir rekabet ihlaline doğrudan işaret eder nitelikte olup olmadığına yönelik hususların sonucu etkileyen unsurlar olarak dikkate alınmayacağı belirtilir. Ayrıca, 4054 sayılı Kanun’un 15. ve 16. maddelerinde düzenlenen yerinde incelemenin engellenmesine yönelik hükümlerin amacının bizatihi yerinde inceleme faaliyetinin kendisinin korunmasını amaçladığı vurgulanır.
Benzer şekilde, Kurul’un AbbVie kararında da[4] bir çalışanın inceleme başladıktan sonra Whatsapp yazışmalarını silmesi yerinde incelemenin engellenmesi ve zorlaştırılması olarak değerlendirilir. Kararda öncelikle yerinde inceleme başlarken çalışanlara herhangi bir veri silinmemesi yönünde uyarıda bulunulduğu hatırlatılır. Ayrıca, WhatsApp mesajlarının hangi niyetle silindiğinin Kurul nezdinde bir önem arz etmediği belirtilir. Bununla birlikte, silme işleminin her halükarda delil karartmaya yönelik ve teşebbüsün veri bütünlüğünün bozan bir eylem olarak değerlendirileceği vurgulanır.
Kurul’un Sırma Grup kararında[5] ise silme eyleminin, eylemin amacına bakılmaksızın yerinde incelemenin engellenmesi/zorlaştırılması olarak değerlendirileceğinin ilgili mevzuat hükümleri ve Kurul içtihatlarıyla sabit olduğu vurgulanır.
Son olarak, Kurul’un güncel tarihli Kalekim kararında[6] , yerinde incelemede silinen belgelerin ihlali gösterir nitelikte olmamasının ve söz konusu belgelerin geri getirilmiş olup olmamasının yerinde incelemenin engellenip engellenmediğine ilişkin değerlendirmeler bakımından bir anlam ifade etmediği belirtilir.
Bütün bu kararlar bir arada değerlendirildiğinde Kurul’un yerinde inceleme sırasında silinen verilere ilişkin yerleşik içtihadının; (i) verilerin uzmanlar tarafından geri getirilip getirilememesi, (ii) silme işleminin önaraştırmaya/soruşturmaya bir etkisi olup olmaması ve (iii) silme işleminin ne niyetle gerçekleştirildiği hususlarını dikkate almama yönünde olduğu gözler önüne serilir.
Kurul’un Balsu Kararı
Güncel tarihli Balsu kararı, Kurul’un yukarıda aktarılan yerleşik içtihadından önemli ölçüde ayrılan değerlendirmeler içerir ve bu yönüyle Kurul’un silme işlemlerine ilişkin yaklaşımının ortaya konulmasında kritik bir rol oynar.
Karara konu olayda, Ferrero Fındık İthalat İhracat ve Ticaret A.Ş. (“Ferrero”) hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 27.04.2023 tarihinde Ferrero’nun tedarikçisi Balsu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de (“Balsu”) yerinde inceleme gerçekleştirilir ve bu kapsamda çalışanların bilgisayar ve mobil cihazları incelenir. İnceleme sırasında, Balsu satış müdürünün inceleme başladıktan sonra bilgisayarından yaklaşık 1500 e-posta sildiği tespit edilir ve silme işlemine ilişkin ekran kayıtları alınır. Bununla birlikte, silinen e-postalar Microsoft Outlook’taki “Silinmiş Ögeleri Kurtar” seçeneği kullanılarak geri getirilip incelenir ve geri getirilen e-postalar arasından herhangi bir belge alınmaz.
Olaya ilişkin değerlendirmeleri kapsamında Kurul, Balsu’da gerçekleşen yerinde incelemenin iki özelliğine dikkat çeker:
- Satış müdürü tarafından silinen bütün veriler, geri getirilerek incelenebilmiş ve inceleme sonucunda bu verilerden herhangi birinin ihlal niteliği taşımadığı tespit edilmiştir.
- Balsu, dosya konusu soruşturmaya taraf değildir. Sektöre ilişkin bilgi edinmek amacıyla gidilen bir teşebbüsün, bilgi saklama gibi bir amacı olması mümkün değildir.
Somut olayın bu özelliklerini dikkate alarak ve gerekçe göstererek Kurul, yerleşik içtihadından oldukça farklı bir tutum sergileyerek yerinde incelemenin Balsu tarafından engellenmediğine ya da zorlaştırılmadığına ve dolayısıyla Balsu’ya idari para cezası verilmesine yer olmadığına karar verir.
Balsu Kararına İlişkin Farklı Gerekçe Yazısı
Farklı gerekçe yazısında Ünlü, Kurul’un yerleşik içtihadından bu denli uzaklaşmasını eleştirir. Öncelikle Ünlü, kararın sonucuna katıldığını ancak verilerin geri getirilebilir olması ve geri getirilen veriler içerisinde ihlale işaret eden bir bulgu olmamasının gerekçe olarak gösterilmesine katılmadığını ifade eder. Bu kapsamda Ünlü, yerinde inceleme başladıktan sonra gerçekleşen silme eylemlerinin, silinen verilerin geri getirilip getirilemediğine ve içeriğine bakılmaksızın, yerinde incelemenin engellenmesi veya zorlaştırılması olarak kabul edilmesinin hem idari yargı kararları hem de Kurul kararları ışığında yerleşik bir içtihat olduğunu belirtir.
Bununla birlikte Ünlü, aksi bir yorumun teşebbüsleri delil silmeye teşvik edeceğinin önemle altını çizer. Nitekim teşebbüsler, silme işleminin fark edilmesi durumunda verileri geri getirerek ceza almaktan kurtulabileceği bilgisine sahip olursa, silme işleminin fark edilmeme ihtimalini de göz önünde bulundurarak delil karartmayı her halükarda deneyecektir.
Son olarak Ünlü, bir kısmı yukarıda incelenen Kurul kararları ve idare mahkemesi kararlarına atıf yapmak suretiyle Balsu kararının hem Kurul içtihadı hem de idare mahkemelerinin içtihadı ile tezat doğasının bir kez daha altını çizer. Nitekim, Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin kararında[7] , silinen yazışmaların içeriğinin (özel ya da iş ile ilgili olup olmaması) ya da geri getirilip getirilememesinin yerinde incelemenin engellendiği veya zorlaştırıldığının tespiti açısından herhangi bir etkisinin bulunmadığı belirtilir. Bununla birlikte kararda, uzmanların silinen yazışmaları geri getirmek için çaba harcamalarının bu yazışmalara geç ulaşmalarına sebep olduğu ve sadece bu durumun dahi başlı başına yerinde incelemeyi zorlaştırdığı vurgulanır. Bu kapsamda, Kurul’un yerleşik içtihadının mahkeme kararları ile de sabit olduğu görülür.
Ünlü, bütün bu gerekçeleri bir arada değerlendirerek verilerin geri getirilebilir olmasının ve geri getirilen verilerin ihlal unsuru barındırmamasının yerinde incelemenin engellenmesi ve zorlaştırılması değerlendirmelerinde bir gerekçe olarak kullanılmasının isabetli olmadığını belirtir.
Sonuç
Yerinde inceleme sırasında çalışanların çeşitli kaygılar sebebiyle belge ve verileri silmesi, sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Ancak Kurul kararları incelendiğinde, Kurul’un silme eyleminin hangi niyetle gerçekleştirildiğine, silinen verilerin geri getirilebilir olup olmadığına ve verilerin içeriğine bakmaksızın silme eylemini yerinde incelemenin engellenmesi ve zorlaştırılması olarak değerlendirme eğiliminde olduğu görülür. Öte yandan Kurul, Balsu kararında farklı bir yaklaşıma imza atarak silinen verilerin geri getirilerek incelenebilmiş olması, silinen verilerden herhangi birinin ihlal niteliği taşımaması ve Balsu’nun soruşturmaya taraf olmaması gerekçeleriyle yerinde inceleme sırasında çok sayıda e-postanın silinmesini yerinde incelemenin engellenmesi veya zorlaştırılması olarak değerlendirilmemiştir. Farklı gerekçe yazısında Ünlü, silinen verilerin geri getirilebilir olması ve geri getirilen veriler içerisinde ihlale işaret eden bir bulgu olmamasına ilişkin gerekçeye katılmadığını açıkça ifade etmiştir. Her halükarda, teşebbüsler ve çalışanların yerinde inceleme sırasında eylemlerini sadece Balsu kararı kapsamında şekillendirmemesi ve Kurul’un yerleşik içtihadının bilincinde hareket etmesi gerekir. Nitekim, Kurul’un sonraki değerlendirmelerinde yerleşik içtihadındaki görüşü çerçevesinde hareket etmesi ve Balsu kararının ayrıksı bir örnek olarak kalması muhtemeldir. Öte yandan Balsu kararı, Kurul’un Koyuncu Elektronik kararının[8] karşıoy yazısı ile birlikte değerlendirildiğinde, bir içtihat değişikliğinin sinyali olarak da değerlendirilebilir. Nitekim Koyuncu Elektronik kararında Küle, Algan ve Çolak; yerinde inceleme sırasında silinen verilere ilişkin değerlendirmelerde bulunurken teşebbüsün ölçeği ve rekabet hukuku geçmişi, olası ihlalin büyüklüğü, olaylar silsilesi, silinen verilerin kurtarılma durumu ve içeriği, geri kurtarmanın maliyeti ve incelemenin bağlamı gibi faktörlerin dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. Bu nedenle, Balsu kararının ayrıksı bir içtihat mı yoksa yeni bir dönemin başlangıcı mı olduğu, ancak Kurul’un gelecekteki kararları ile belirlenebilecektir.
- Kurul’un 17.08.2023 tarihli ve 23-39/727-250 sayılı kararı.
- Kurul’un 17.06.2021 tarihli ve 21-31/400-202 sayılı kararı.
- Kurul’un 27.05.2021 tarihli ve 21-27/354-172 sayılı kararı.
- Kurul’un 05.10.2023 tarihli ve 23-47/898-318 sayılı kararı.
- Kurul’un 19.10.2023 tarihli ve 23-49/945-337 sayılı kararı.
- Kurul’un 18.04.2024 tarihli ve 24-19/416-169 sayılı kararı.
- Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin 07.12.2022 tarihli ve E. 2022/548 ve K. 2022/2882 sayılı kararı.
- Kurul’un 21.09.2023 tarihli ve 23-45/839-295 sayılı kararı.
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.