Hamiline Yazılı Pay Senetlerine Dair İdari Para Cezası İptali: AYM Kararı İncelemesi

30.06.2024 Özgür Kocabaşoğlu

Giriş

27.12.2020 tarihli 7262 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler çerçevesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) hamiline yazılı payların çıkarılması ve devrine ilişkin Merkezi Kayıt Kurumuna (“MKK”) bildirim yükümlülüğü getirilirken, bu yükümlülüklerin ihlaline ilişkin olarak da TTK m. 486/2 uyarınca bildirimde bulunmayanların 20.000 Türk Lirası, TTK m. 489/1 uyarınca bildirimde bulunmayanların ise 5.000 Türk lirası, idari para cezasına çarptırılacakları düzenlenir. Anayasa Mahkemesi, 18 Ocak 2024 tarihli, 2021/28 Esas ve 2024/11 Karar sayılı kararıyla[1] , TTK m. 562’ye eklenen 13. fıkranın ve dolayısıyla 5.000 Türk lirası idari para cezası yaptırımının iptaline karar verdi. Aşağıda öncelikle hamiline yazılı paylara ilişkin getirilen yeni düzenleme ve iptal edilen yaptırım Anayasa Mahkemesi kararı çerçevesinde incelenecektir.

Hamiline Yazılı Pay Senetlerine Dair İdari Para Cezası İptali: AYM Kararı İncelemesi
% 0

Hamiline Yazılı Paylara İlişkin Getirilen Düzenlemeler

7262 sayılı Kanun ile değişiklik getirilen TTK m. 489 uyarınca; hamiline yazılı pay senedine sahip kişilerin, pay sahipliğinden doğan haklarının şirkete ve üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesi, söz konusu pay sahipliğinin MKK’ya bildirilmiş olması şartına bağlanır. Değişiklik öncesi hamiline yazılı pay senetleri bakımından kural olan, senede bağlı haklardan faydalanabilmek için senedin hamili olma koşulu, artık tek başına yeterli olmamakta, hamiline yazılı pay senedi sahibi MKK’ya bildirimde bulunulmadıkça bu haklarını kullanamamaktadır. Ek olarak hamiline yazılı pay senedine bağlı hakların şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için MKK’ya yapılan bildirim tarihi esas alınır.[2]  

Yeni düzenleme kapsamında, hamiline yazılı anonim şirket pay senetlerinin devri de MKK’ya bildirim şartına tabidir. Değişiklik öncesi, hamiline yazılı pay senetlerinin devri için yalnızca zilyetliğin geçirilmesi yeterliyken yeni düzenleme uyarınca TTK m. 489 kapsamında payı devralan söz konusu devri MKK’ya bildirmedikçe paya bağlı haklarını kullanamaz. Paylara bağlı hakların kullanımı için MKK’ya yapılan bildirim tarihi esas alınır.[3] 

TTK m. 486’da yapılan değişiklik uyarınca yeni hamiline yazılı pay senedi bastıran şirketlerin bu yeni çıkarılan senetleri MKK’ya bildirmeleri gerekir. Buna göre, şirketler ancak MKK’ya yapılacak bildirimi takiben ilgili pay senetlerini pay sahiplerine dağıtabilir. Söz konusu bildirimin yapılmaması halinde, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen TTK m. 562/13 uyarınca 5.000 Türk lirası idari para cezası uygulanacağı düzenlenmişti. 

Yine TTK m. 426/2’de yapılan değişiklik gereği hamiline yazılı pay senedinin zilyedi bulunduğunu ispat eden ve MKK’ya bildirilen kimse, şirkete karşı pay sahipliğinden doğan hakları kullanmaya yetkili hale gelmiştir. Dolayısıyla şirket genel kuruluna katılarak oy kullanabilecek hamiline yazılı pay senedi sahibi, aynı zamanda MKK kayıtlarında yer alan kişi olacaktır. Buna paralel olarak, TTK m. 417 ve Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi Ve Kayıt Altına Alınması Hakkında Tebliğ (“Tebliğ”)[4] m. 6 uyarınca, hazır bulunanlar listesinin hazırlanmasında kayıt altına alınan hamiline yazılı pay senetleri bakımından MKK’dan sağlanan pay sahipleri çizelgesi dikkate alınır.

Tebliğ m. 11 hükmü uyarınca hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paylara ilişkin kayıtlar MKK tarafından oluşturulan elektronik ortamda tutulacaktır. Yapılacak kayıt ve bildirimler, MKK sistemine e-Devlet Kapısı üzerinden elektronik imza, e-devlet şifresi veya T.C. Kimlik Kartı ile erişim sağlanarak veya doğrudan MKK’nın “e-Yatırımcı: Yatırımcı Bilgi Merkezi” uygulamasından giriş yapılarak elektronik ortamda gerçekleştirilebilir. 

Tebliğ m. 12 uyarınca şirket ve hamiline yazılı pay sahipleri daha önce bildirdikleri iletişim bilgilerinde değişiklik olması halinde bu değişiklikleri MKK’ya bildirmekle yükümlüdür. İletişim bilgisinin güncelliğinden ilgili şirket veya pay sahibi sorumlu tutulur.

Yine Tebliğ’de hamiline yazılı paylara uygulanacak tedbir ve hacizlerin gerçekleştirilmesine yönelik düzenlemeler ve küçükler, kısıtlılar ve mirasçıların MKK’ya bildirimine ilişkin düzenlemeler yer alır.

Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı

Anayasa Mahkemesi’nde açılan dava ile 7.12.2020 tarihli ve 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun m. 33 ile TTK m. 562’ye eklenen (13) numaralı fıkrasının (b) bendi ile getirilen bildirim yükümlülüğünün ihlali halinde uygulanacak idari para cezasının, idari cezaya konu fiil kanunda belirli ve öngörülebilir olarak düzenlenmediğinden ve bu hususun yönetmeliğe bırakılması suçta kanunilik ilkesiyle bağdaşmayacağından kuralın Anayasa m. 38’e aykırı olduğu gerekçesiyle iptali talep edilmiştir. 

Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan Anayasa’ya aykırılığa ilişkin hukuki değerlendirmede özetle;

  • Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez” denilerek suçun kanuniliği; üçüncü fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” denilerek cezanın kanuniliği ilkesinin güvence altına alındığı belirtilerek suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta, anlaşılır ve sınırları belirli olarak kanunda gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. 
  • AYM, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin kuralın suç ve cezalar yönünden özel düzenlemesi olarak değerlendirilebileceğini belirtmiş ve ceza yaptırımına bağlanan fiilin kanunun açıkça suç sayması şartına bağlanmış olmasıyla suç ve cezalara ilişkin düzenlemelerin şeklî bakımdan kanun biçiminde çıkarılması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfiyete izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerektiği hatırlatılmıştır. Bu açıdan kanun metinlerinin, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olması ve belirli bir kesinlik içinde kanunda hangi fiile hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesi gerektiği belirtilmiştir. 

Yine Karar’da; 

  • Anayasa m. 38’de idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından her ikisinin de aynı ilkelere tabi olduğu; adli ve idari suçlarda davranış normlarına aykırı ve haksızlık teşkil eden bir fiille kanun koyucunun koruma altına aldığı hukuki bir değerin ihlali söz konusu olduğu hem adli hem de idari cezaların cebir içerdiği (AYM, E.2015/85, K.2016/3, 13/1/2016, §13);
  • İdari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasındaki temel farklılığın korunan hukuki değer ile ihlalin neden olduğu hukuki sonuçların aynı olmaması şeklinde oluştuğu; adli para cezalarından daha yüksek miktarlarda idari para cezalarının verilebilmesine imkân tanıyan düzenlemeler de bulunmakla birlikte adli suçlar için öngörülen cezaların idari suçlar için öngörülen cezalardan genellikle daha ağır olması, hürriyeti bağlayıcı cezaların kural olarak adli suçlar yönünden geçerli olması, idari suçlarda kanun koyucunun daha az önem atfettiği bir hukuki değerin ihlal edilmesi ve öngörülen yaptırımın da genellikle idari bir makam tarafından idari usuller izlenerek uygulanması nedeniyle Anayasa m. 38’deki ilkelerin aynı boyut ve kapsamıyla idari suçlara da uygulanmasının işin mahiyetine uygun düşmeyeceği; yasama organının ağır işleyen yapısı ile ekonomik ve teknik hayatın hızla değişen ve gelişen şartları gözetilerek suç ve cezalarda kanunilik ilkesinin idari suçlar yönünden daha esnek uygulanması gerektiği (AYM, E.2015/85, K.2016/3, 13/1/2016, §14; E.2019/110, K.2021/85, 11/11/2021, § 19);
  • Bu bağlamda Anayasa m. 38’in gerekçesinde de belirtildiği üzere suçta ve cezada kanunilik ilkesi kanun koyucunun açık suç hükmü koymasına engel olmasa da bir idari suç ve cezanın Anayasa m. 38’e uygun kabul edilebilmesi için suç konusunun ve yaptırımının tereddüde yer bırakmayacak şekilde kanunda açıkça belirtilmesi gerektiği;
  • Kabahat karşılığında idari para cezası uygulanmasını öngören kuralın şeklî anlamda kanun hükmü ve erişilebilir nitelikte olduğunun açık olduğu ancak belirtilen kuralla, TTK m. 489 (1) numaralı fıkrası uyarınca bildirimde bulunmamak eylemi suç olarak kabul edilerek bu eylem nedeniyle idari para cezasının uygulanacağı öngörülmesine rağmen gerek kuralda gerekse atıfta bulunulan maddede bildirimin hangi süre içinde yapılması gerektiğine ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı ve dolayısıyla hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin ne kadarlık bir süre içinde MKK’ya bildirilmemesi hâlinde kabahatin işlenmiş sayılacağının belirsiz olduğu;

sonucuna varılarak kuralda öngörülen suçun unsurlarının kanunla düzenlenmediği ve kuralın kanunilik şartını taşımadığı sonucuna ulaşılmış ve iptali gerektiğine karar verilmiştir.

Sonuç

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonucunda yeni hamiline yazılı pay senedi bastıran anonim şirketlerin bu yeni çıkarılan senetleri MKK’ya bildirim yükümlülükleri ve ilgili pay senetlerinin pay sahiplerine ancak belirtilen bildirim sonrasında dağıtabileceklerine ilişkin düzenlemeler geçerliliğini korumakla birlikte bahsi geçen bildirimin yapılmaması halinde uygulanacak idari para cezası iptal edilmiştir. Kanun koyucunun, idari para cezası uygulanabilmesi için, MKK’ya yapılacak bildirimin hangi süre içinde yapılması gerektiğine ilişkin getireceği yeni bir düzenlemeye gitmesi uygun olacaktır.

Kaynakça
  •  03.04.2024 tarihli ve 32509 Sayılı Resmî Gazete, https://www.resmigazete.gov.tr/03.04.2024 (AYM Kararı).
  • Gökdemir, Tamer: “Hamiline Yazılı Pay Senetleri İçin 7262 Sayılı Kanun İle getirilen Değişiklikler ve Hukuki Sonuçları”, Prof. Dr. H. Ercüment Erdem’e Armağan, Cilt I, İstanbul 2023, s.701.
  • Gökdemir, Tamer, s.702.
  • 06.04.2021 tarihli ve 31446 sayılı Resmî Gazete: https://www.resmigazete.gov.tr/06.04.2021.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.