Güncel Bir Anayasa Mahkemesi Kararı Işığında İki Ortaklı Limited Şirketlerde Ortağın Çıkarılması

30.04.2026 Nil Gülyaşar

Giriş

Limited şirketlerde ortaklar arasındaki ilişkide sorunların ortaya çıkması ve bu sorunların çözüme kavuşturulamaması, özellikle iki ortaklı yapılar bakımından, şirketin faaliyetlerini doğrudan etkileyebilmektedir. Nitekim iki ortaklı limited şirketlerde, ortaklar arasında ortaya çıkan bir uyuşmazlığın, şirketin yönetim ve karar alma mekanizmalarını işlevsiz hale getirebilmesi oldukça mümkündür. 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) kapsamında, ortaklar arasında çıkabilecek uyuşmazlıklara rağmen şirket faaliyetlerinin devamlılığının sağlanabilmesi için, limited şirketlerde ortağın çıkarılmasına ilişkin çeşitli mekanizmalar öngörmüştür. Bununla birlikte, bu mekanizmaların, iki ortaklı şirketler bakımından uygulanabilirliği oldukça tartışmalıdır. Özellikle ortaklıktan çıkarma davası açılabilmesi için gerekli olan genel kurul kararına ilişkin nisap şartı, iki ortaklı şirketlerde haklı sebeplerin varlığı halinde dahi çıkarma mekanizmasının fiilen işletilememesine yol açabilmektedir. 

Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) 25.12.2025 tarihli ve 2025/128 E., 2025/273 K. sayılı kararında (“Karar”), iki ortaklı limited şirketlerde ortaklıktan çıkarma mekanizmasının işletilememesine dair bahse konu sorun anayasal düzlemde ele alınmış, bu kapsamda mevcut sisteminin uygulanabilirliği tartışılmış ve yapılan değerlendirme sonucunda, ortağın çıkarılması bakımından genel kurul kararı alınmasını öngören TTK m. 616/1-h ve m. 621/1-h hükümlerinin, iki ortaklı limited şirketler bakımından iptaline karar verilmiştir. Karar, teşebbüs özgürlüğü (Anayasa m. 48) ve etkili başvuru hakkı (Anayasa m. 40) kapsamında devletin pozitif yükümlülükleri ile uygulamada bu konu bakımından özellikle tartışılan "kilitlenme" sorununa yaklaşımı bakımından dikkat çekicidir. 

Güncel Bir Anayasa Mahkemesi Kararı Işığında İki Ortaklı Limited Şirketlerde Ortağın Çıkarılması
% 0

Limited Şirketlerde Ortağın Çıkarılması Mekanizması

TTK sistematiğinde limited şirket ortağının çıkarılması; şirket esas sözleşmesinde açıkça düzenlenen sebeplerin varlığı halinde alınacak bir genel kurul kararıyla veya yine haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin talebi üzerine mahkeme kararıyla mümkün olabilmektedir.

Mahkeme kararıyla çıkarılma, TTK m. 640/3’te düzenlenmekte olup bu yola başvurulabilmesi için de TTK m. 616/1-h uyarınca, bir genel kurul kararı alınması gereklidir. TTK m. 621/1-h’de ise, söz konusu genel kurul kararının, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun olumlu oyu ile alınması gereklidir.  

Kanun koyucunun bu düzenlemeler ile amaçladığı husus, çoğunluğun azınlığı keyfi şekilde şirketten çıkarmasını önlemek ve ortaklıktan çıkarma gibi ağır sonuç doğuran bir işlemi sıkı usuli şartlara bağlamaktır. 

İki Ortaklı Limited Şirketlerde Ortaya Çıkan Sorun

TTK m. 616/1-h ve m. 621/1-h ile getirilen usuli şartın, iki ortaklı limited şirketlerde, ortaklıktan çıkarma mekanizmasını tamamen işlevsiz hale getirdiği sıklıkla görülmektedir. Nitekim öngörülen usuli şart, iki ortaklı limited şirketler bakımından, genel kurul kararının fiilen oybirliği ile alınması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bununla birlikte; beklenen durum, pek tabii çıkarılması talep edilen ortağın bu yönde alınacak genel kurul kararına onay vermemesidir. Bunun sonucu olarak; şirket tarafından mahkemeye başvurulabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararı alınamamakta, şirket adına çıkarma davası açılamamakta ve dolayısıyla haklı sebeplerin mevcudiyeti halinde dahi, uyuşmazlığın çözümlenmesi mümkün olamayabilmektedir. 

Özellikle ortaklar arasındaki güven ilişkisinin tamamen ortadan kalktığı, şirket yönetiminin işlemez hale geldiği veya taraflardan birinin şirket faaliyetlerini bilinçli şekilde engellediği durumlarda, bu sorun daha görünür hale gelebilmektedir. Bu durum da uygulamada kilitlenme (deadlock) olarak ifade edilmekte ve şirketin karar alma mekanizmasının kilitlenmesi sonucunu doğurmaktadır. Nitekim uygulamada, genel kurul kararı bulunmadığı gerekçesiyle çıkarma davalarının usulden reddedildiği ve ortakların çoğu zaman şirketin feshi veya şirketten çıkma gibi daha ağır sonuçlara yönelmek zorunda kaldığı görülmektedir. Bu durum ise ortaklar arasında bir uyuşmazlık çıkması halinde, şirketlerin devamlılığının sağlanamamasına sebebiyet verebilmektedir.  

Anayasa Mahkemesi’ne Konu Olan Başvuru

Karar’a konu olayda, iki ortaklı bir limited şirkette ortaklardan birinin diğer ortağın şirketten çıkarılması talebiyle açtığı davada, ilgili TTK hükümlerinin uygulanması gündeme gelmiştir. Davaya bakan Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (“Mahkeme”), TTK’nın mevcut düzenlemeleri çerçevesinde şirket adına gerekli genel kurul kararının alınamadığını ve bu nedenle dava şartının gerçekleşmediğini değerlendirmiş; ardından TTK m. 616/1-h ile m. 621/1-h hükümlerinin özellikle iki ortaklı limited şirketler bakımından Anayasa'ya aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle AYM'ye başvurmuştur. Yapılan bu başvuruda özellikle genel kurul kararının fiilen alınamaması, haklı sebepler bulunsa dahi dava açılamaması, şirket faaliyetlerinin kilitlenmesi ve kötü niyetli ortağın sistem tarafından korunması hususları vurgulanmış ve TTK m. 616/1-h ile m. 621/1-h’nin iki ortaklı şirketler bakımından Anayasa’nın 2, 10, 35, 36 ve 74. maddelerine aykırılık teşkil ettikleri gerekçesiyle iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. 

Anayasa Mahkemesi’nin Değerlendirmesi

AYM, incelemesini iki ortaklı limited şirketler bakımından gerçekleştirmiş ve itiraz konusu düzenlemelerin, öncelikli olarak Anayasa m. 40 (etkili başvuru hakkı) ve m. 48 (teşebbüs özgürlüğü) bakımından değerlendirilmesi gerektiğini saptamıştır. 

AYM bu kapsamda, öncelikle TTK m. 640/3 kapsamında ortaklara tanınan haklı sebeplerle diğer ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden isteme hakkının, şirketin hukuki varlığının sona ermesini önleyen ve ticari faaliyetlerinin sürekliliğini güvence altına alan bir mekanizma olduğunu belirtmiş; bu itibarla söz konusu mekanizmanın Anayasa m. 48 kapsamındaki teşebbüs özgürlüğünün güvence alanına girdiğini kabul etmiştir. AYM, iki ortaklı şirketlerde genel kurul kararı alınması zorunluluğunun, haklı sebeplerin varlığı halinde dahi çıkarma davası açılmasını imkânsız hale getirdiğini tespit etmiş; bu noktada düzenlemenin asıl amacının çoğunluğun azınlığı keyfi biçimde şirketten çıkarmasını önlemek olduğunu kabul etmekle birlikte, iki ortaklı şirketler bakımından bu mekanizmanın tam tersi bir sonuç doğurduğuna dikkat çekmiştir. 

AYM ayrıca, iki ortaklı limited şirketlerde ortaya çıkan bu yapının, şirket faaliyetlerinin devamlılığını tehlikeye attığını ve ortaklardan birinin diğer ortağı sistematik şekilde kilitlemesine imkân sağlayabildiğini belirtmiştir. AYM’ye göre, haklı sebeplerin varlığı halinde dahi uyuşmazlığın çözülememesi, yalnızca ortakların bireysel menfaatlerini değil, şirketin ekonomik varlığını ve ticari faaliyetlerini de doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.

Haklı sebebin varlığı halinde dahi uyuşmazlığın çözümünün engellendiği ve şirket faaliyetlerinin sürdürülemez hale geldiği bu yapının, devletin Anayasa m. 40 çerçevesindeki pozitif yükümlülükleriyle bağdaşmadığını saptayan AYM, TTK m. 616/1-h ile m. 621/1-h hükümlerinin iki ortaklı limited şirketler bakımından Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna ulaşmış; bu doğrultuda söz konusu hükümlerin iki ortaklı limited şirketler bakımından iptaline, altı üyenin karşı oyu ve oy çokluğuyla karar vermiştir. 

Kararın Uygulamaya Etkileri

Karar, iki ortaklı limited şirketlerde uzun süredir tartışılan önemli bir uygulama sorununa doğrudan temas etmektedir. Nitekim mevcut sistemde, çıkarma mekanizmasının fiilen işletilememesi, ortakları çoğu zaman şirketin feshi gibi daha ağır sonuçlara yöneltebilmekteydi.

AYM’nin iptal kararı ile birlikte, iki ortaklı limited şirketlerde ortağın çıkarılması bakımından genel kurul kararı şartının uygulanabilirliği ortadan kalkmıştır. Bununla birlikte, genel kurul kararı olmaksızın açılacak çıkarma davalarının usulü ve yargı mercilerinin bu konuda nasıl bir yaklaşım benimseyeceği henüz açık değildir. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde konuya ilişkin yeni içtihatların gelişmesi beklenmektedir.

Alternatif Çözüm Yolları ve Sözleşmesel Mekanizmalar

Karar, iki ortaklı limited şirketlerde ortaya çıkan kilitlenme sorununu anayasal düzlemde ele almakla birlikte, bu tür uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından sözleşmesel mekanizmaların önemini de ortaya koymaktadır. Özellikle pay sahipleri veya ortaklar arasında akdedilen sözleşmelerde, taraflar arasındaki çıkış mekanizmalarının önceden belirlenmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların çözümünü önemli ölçüde kolaylaştırabilmektedir. Bu kapsamda, taraflara belirli koşullar altında karşılıklı alım veya satım hakkı tanıyan mekanizmalar, ortaklık ilişkisinin sürdürülemez hale geldiği durumlarda pratik çözüm araçları olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle, özellikle iki ortaklı limited şirketlerde, şirket sözleşmesinin yanında pay sahipleri sözleşmesinin de detaylı şekilde kurgulanması önem arz etmektedir.

Sonuç

AYM’nin 25.12.2025 tarihli Kararı, iki ortaklı limited şirketlerde ortağın çıkarılması mekanizmasının uygulamadaki işleyişine ilişkin önemli bir dönüm noktası niteliğindedir. Karar, mevcut düzenlemenin uygulamada yarattığı yapısal sorunu anayasal düzlemde değerlendirmiş; teşebbüs özgürlüğü (Anayasa m. 48) ve etkili başvuru hakkı (Anayasa m. 40) kapsamında devletin pozitif yükümlülükleri bakımından önemli tespitlerde bulunmuştur.

AYM’nin, TTK m. 616/1-h ile m. 621/1-h hükümlerini iki ortaklı limited şirketler bakımından iptal etmesiyle birlikte, ortağın çıkarılması bakımından mevcut uygulamanın önemli ölçüde etkileneceği ve bu alanda yeni yargısal yaklaşımların gelişmesine zemin hazırlayacağı değerlendirilmektedir.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.