LCIA Hakemin Reddi Talebi Kararları 2012-2017

31.03.2025 Melissa Balıkçı Sezen

16 Aralık 2024 tarihinde, Londra Uluslararası Tahkim Divanı (“LCIA”) 22 Temmuz 2017 ile 31 Aralık 2022[1] arasındaki dönemi kapsayan üçüncü grup hakemin reddi talebine ilişkin kararlarını yayımladı. LCIA ayrıca, temel hukuki temaları ve analitik eğilimleri ortaya koyan ayrıntılı bir yorum yayımlamış olup, bu yorum uygulayıcılara değerli içgörüler sunar.

Bu yayın, LCIA'nın şeffaflık taahhüdü ile uyumlu olup uluslararası tahkim alanında yasal ve usuli normların geliştirilmesini teşvik etmeyi amaçlar.

LCIA Hakemin Reddi Talebi Kararları 2012-2017
% 0

Önemli Çıkarımlar

Bu kararlar dizisiyle birlikte yayımlanan toplam karar sayısı 84’e yükseldi. LCIA, ilk kez gizliliğin sağlanması için gereken sınırlı düzeltmeler dışında kararların tam metinlerini paylaştı. Bu sayede, taraflarca itiraz sürecinde sunulan beyanların doğrudan incelenmesi mümkün olmakta ve LCIA Divanı’nın hakem reddi taleplerini gerekçelendirmesi daha açık şekilde anlaşılabilir. Kararlar ayrıca, IBA Çıkar Çatışması Kılavuz İlkeleri ve Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi'nin Halliburton v Chubb[2] davasında açık taraflılığa ilişkin verdiği dönüm noktası niteliğindeki karar gibi standartlara atıfta bulunularak hakemin reddinin nasıl çözüme kavuşturulduğunu da gösterir.

Kararlar, hakem reddi talebinin nadir olduğunu ve bu taleplerin başarıyla sonuçlananların ise istisnai nitelik taşıdığını bir kez daha teyit eder. 2017 ve 2022 yılları arasında LCIA nezdinde toplam 39 hakemin reddi talebinde bulunuldu (32'si LCIA Kuralları ve 7'si UNCITRAL Kuralları kapsamında yapıldı) ve sadece iki talep kabul edilerek çok düşük bir başarı oranı elde edildi. Ayrıca altı dosyada, hakemin istifası, itirazın ya da esas taleplerin geri çekilmesi nedeniyle Divan tarafından resmî bir karar verilmesine gerek kalmadı.

Bu verilerin incelenmesi, hakemin reddi taleplerinde başarı oranının %3 olduğunu ve toplam 1.864 dava içinde yalnızca %0,05’inin başarıyla sonuçlandığını ortaya koyar. Ret taleplerinin niteliği değişiklik göstermekle birlikte, çoğunlukla usule ilişkin kararlardan duyulan memnuniyetsizliğe dayanır. LCIA Divanı kararları, usule ilişkin kararlara dayalı taleplerin başarılı olma ihtimalinin düşük olduğunu teyit eder. Bu kararlar, hakemlerin yargılamaları yönetmek için geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu (aynı zamanda hakemlere geniş takdir yetkisi veren LCIA Kurallarının 14.2 Maddesi ile uyumlu olarak) ve tarafların bu takdir yetkisinin nasıl kullanıldığına ilişkin memnuniyetsizliğinin kendi başına bir hakemin tarafsızlığı veya bağımsızlığı konusunda haklı şüphelere yol açmadığını vurgular. Taraflılık veya kötü niyetli davranışa ilişkin ikna edici deliller bulunmadıkça, LCIA Divanı müdahalede bulunma konusunda isteksizdir.

Bir diğer yaygın talep gerekçesi de hakem ile taraflardan birinin doğrudan veya dolaylı olarak hakemin bağımsızlığını ve tarafsızlığını zedeleyebileceği iddia edilen bağlantıları ile ilgilidir.

Ayrıca, LCIA’nın, giderlerin paylaştırılmasına ilişkin kararlara yer verilmesini teşvik ettiğini ve LCIA Divanı’nın da çoğunlukla bu konularla ilgili değerlendirmelerde bulunduğunu belirtmek önem arz eder.

Hakemin Reddi Talebinin Kabul Edildiği Kararlardan Notlar

Yukarıda belirtildiği üzere, hakemin reddi talebinin kabul edildiği sadece iki karar bulunur.

İlk başarılı talep, UNCITRAL Tahkim Kuralları 2020'nin 12. ve 13. Maddeleri uyarınca, davalı tarafından atanan bir hakeme karşı yapıldı[3] . Tahkim yeri Rio de Janeiro, Brezilya'ydı ve sözleşmeye uygulanacak hukuk Brezilya hukukuydu.

Talep, hakemin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda haklı şüpheler uyandıran koşullara dayalı olarak yapıldı. Bunlar arasında hakemin davalı ile daha önce 20 yıl çalışmış olması, davalıya karşı devam eden bir davası olması, davalının avukatlarından biri ile devam eden üç akademik projede işbirliği yapması, davalı tarafından düzenlendiği iddia edilen etkinliklere katılması ve bu bağlantılardan bazılarını açıklamaması yer almaktaydı.

Tüm koşullar göz önünde bulundurulduğunda (uzun süredir devam eden iş ilişkisi ve aralarında devam eden dava da dahil olmak üzere) LCIA Divanı talebi kabul etti. Bu karar, LCIA Divanının önceki önemli bir ilişkinin hakemin tarafsızlığını tehlikeye atabileceği durumlarda ret kararını onamaya hazır olduğunu vurgular. Ayrıca, bu nitelikteki bir hakem atamasının LCIA Kuralları uyarınca büyük olasılıkla baştan uygun bulunmayacağı da belirtilmelidir.

LCIA Divanı tarafından kabul edilen ikinci karar, LCIA Kuralları 2014 Madde 10.3 uyarınca verilmiş olup, davalılar hem başkan hakeme hem de hakemlerden birine (her ikisi de LCIA Divanı tarafından seçildi) karşı itirazda bulundu. Tahkim yeri Londra, İngiltere ve sözleşmenin tabi olduğu hukuk İngiliz hukukuydu.

Başkan hakeme karşı yapılan ret talebi, (i) taraflardan birinin hâkim hissedarının vatandaşı olduğu ülke; (ii) ilgili sözleşmelerde danışmanlık yaptığı ve usulsüzlüklere karıştığı iddia edilen bir Hukuk Bürosu ve (iii) aynı zamanda talebe konu olan eş hakem ile olan bağlara dayanıyordu.

Diğer hakeme yönelik başvuru, hakemin (i) bahsi geçen Hukuk Bürosu ve (ii) başkanlık eden hakem ile olan bağları ile ilgiliydi.

LCIA Divanı, aşağıdaki koşulları göz önünde bulundurarak, başkanlık eden hakemlerin Hukuk Bürosu ile olan bağlarına dayanarak talebi kabul etti: Hakemin daha önce yaklaşık 8 yıl boyunca Hukuk Bürosu’nda danışman olarak çalışmış olması, iki firmanın ortak etkinlik düzenleme geçmişine sahip olması, bazı davalarda Hukuk Bürosu’ndan avukatlarla çalışmış olması ve firmalar arasında geçici görevlendirmeler ve sürekli avukat değişimleri olması, Linkedln profilinin Hukuk Bürosu ile yakın ilişkisini yansıtması ve benzer bir ifadenin bir tahkim internet sitesinde yer alması, Hukuk Bürosu’nun kurucu üyesi olduğu bölgesel bir hukuk birliğine katılmış olması, Hukuk Bürosu’ndaki avukatlarla sürekli etkileşimi kolaylaştıran mesleki kuruluşlarda ve komitelerde aktif olması, Hukuk Bürosu’nun 15 yıl önce kendisine bir dava yönlendirmiş olması ve daha önce Hukuk Bürosu ile ofis alanını paylaşmış olması ve bürodaki kişilerle kişisel arkadaşlıklarını sürdürmesi.

Bu örtüşen bağlantılar, hakem atamalarında şeffaflığın ve algılanan tarafsızlığın önemini pekiştirerek talebin temelini oluşturdu.

Diğer hakemin söz konusu Hukuk Bürosu ile olan bağlantıları da talebin kabul edilmesi için yeterli oldu.

Kararlarda ayrıca, bu sonuçların “haklı şüphelerin” değerlendirilmesinde uygulanan standarttan bağımsız olarak geçerliliğini koruduğu belirtilir. İster LCIA Kuralları Madde 5.5 ve IBA Kuralları Genel Standart 3(a)'da yansıtıldığı üzere herhangi bir tarafın bakış açısına odaklanan sübjektif yaklaşım benimsensin, ister adil düşünen ve bilgili bir gözlemcinin görüşünü dikkate alan İngiliz hukuku kapsamındaki objektif test benimsensin, sonuç aynı olur.

Hakemin Reddi Talebinin Reddedildiği Kararlardan Notlar

İlgili davalarda tarafların aynı hakemleri ataması yaygın bir durumdur. Ancak bu husus, tek başına bir talep gerekçesi oluşturmamakta olup ve LCIA Divanı bu tür talepleri reddeder[4].

Karar 5'te davacı, LCIA Kuralları 2014 Madde 10.1(iii) ve 10.3 uyarınca davalı tarafından atanan hakeme itiraz etti. Tahkim yeri Londra, İngiltere ve sözleşmeye uygulanacak hukuk İngiliz hukukuydu.

LCIA Divanı, hakemin birbiriyle örtüşen konuları içeren önceki bir davada nihai bir karar vermiş olmasının, görünürde veya fiilen taraf tuttuğunu kanıtlamak için tek başına yeterli olmadığına karar verdi. LCIA Divanı ayrıca, bu davada olduğu gibi saygın ve deneyimli bir hakemin her yeni davaya bağımsız bir şekilde açık fikirli ve adil bir süreç sağlayarak yaklaşmasının beklendiğini belirtti. Karar ayrıca, usuli adalet sağlandığı sürece, tekrarlanan atamaların diskalifiye için yeterli olmadığını vurgular.

Karar’da ayrıca, IBA Çatışmalar Kılavuzunda yer alan Feragat Edilebilir Kırmızı Liste Bölüm 2.1.2 ve Turuncu Liste Bölüm 3.1.5'in nasıl yorumlandığına bakılmaksızın, IBA Kılavuzu’nun İngiliz hukuku veya taraflarca üzerinde mutabık kalınan LCIA Kuralları karşısında öncelikli olmadığı açıklığa kavuşturulur.

Karar 21'de LCIA Divanı, tarafların ilgili tahkimler için aynı hakem heyetini atamayı kabul ettiklerinde, hakem heyetinin ilk davada bir tarafın aleyhine olabilecek bulgulara ulaşabileceğini kabul ettiklerini belirtir. Bu nedenle, taraflardan biri daha sonra bu gerekçeyle hakem heyetinin tarafsızlığına karşı talepte bulunamaz. Dahası, divanın kanıt ya da usule ilişkin amaçlarla önceki yargılamalara atıfta bulunma ihtiyacı, kendi başına tarafsızlığa gölge düşürmez.

LCIA Divanı’nın bir diğer kayda değer kararı, LCIA Kuralları 2014 Madde 10.3 uyarınca davalı tarafından hakemlerden birine (LCIA tarafından sağlanan bir listeden taraflarca atanan) karşı yapılan bir talebe ilişkindir[5] . Tahkim yeri New York, Amerika Birleşik Devletleri ve sözleşmeye uygulanacak hukuk da New York hukukuydu.

Hakemin reddi talebi, hakemin davacı tarafından görevlendirilen miktar bilirkişisi ile bir bağlantısı olması nedeniyle ileri sürüldü. Bu uzman aynı zamanda hakemin baş hukuk müşaviri olduğu ilgisiz bir tahkim yargılamasında hakemin kendi hukuk bürosunun yönlendirmesi altında bilirkişi olarak görev yapmaktaydı. Mevcut koşullar göz önünde bulundurulduğunda (tahkim yargıcı, ilgili olmayan diğer tahkimde bilirkişiyi ne seçmiş ne de görevlendirmişti, bilirkişiyle kayda değer bir çalışma ilişkisi bulunmamaktaydı ve uyuşmazlık konuları farklıydı), LCIA Divanı talebi reddetmiş ancak tahkim süreci boyunca aralarındaki çalışma ilişkisinin yoğunlaşması hâlinde sonucun farklı olabileceği uyarısında bulundu.

Sonuç

Bu kararlar taraflar, vekiller ve hakemler için son derece değerli olup, şeffaflığı artırır ve gelecekteki yargılamalarda uygulanacak davranış standartları konusunda rehberlik ve önemli ölçütler sağlar. LCIA, bu sayede hem LCIA Divanı’nın gerekçelendirme yaklaşımına dair önemli bir içgörü sağlamakta hem de hakem itirazlarına ilişkin gelişen standartlara ışık tutmaktadır.

Kaynakça

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.