Fiilen Uzayan Sözleşmede Yer Alan Tahkim Şartına İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

31.03.2024 Duygu Öner Ayçiçek

Giriş 

Uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin irade açıklaması tahkim sözleşmesinin temel kurucu unsurudur. Geçerli bir tahkim sözleşmesinden bahsedilebilmesi için tarafların tahkim iradelerinin ihtilafa yer vermeyecek şekilde ortaya çıkması gerekir. Tahkim şartını içeren bir sözleşmenin süresinin sona ermesinden sonra taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin devam etmesi halinde tahkim şartının geçerli olup olmadığı meselesi gündeme gelir. Bu mesele Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) 2023/103 E. 2023/1185 K. sayılı 29.11.2023 tarihli kararında tartışılmış olup, bu Hukuk Postası makalesinde ilgili karar incelenir. 

Fiilen Uzayan Sözleşmede Yer Alan Tahkim Şartına İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
% 0

Karara Konu Olay

Uyuşmazlık, taraflar arasında fiilen devam eden distribütörlük ilişkisinden kaynaklanmıştır. Taraflarca ilk olarak 01.06.2005 tarihinde bir distribütörlük sözleşmesi imzalanmış, 01.01.2007 tarihinde benzer hükümler içeren bir sözleşme yapılmış ve son olarak 01.01.2008 tarihinde iki yıl süreli yeni bir distribütörlük sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşmenin süre ile ilgili maddesinde süre sona ermeden en az otuz gün önce sözleşme yenilenmedikçe, sözleşmenin iki yıllık süre sonunda sona ereceği açıkça düzenlenmiştir. 01.01.2008 tarihli sözleşmesinin süresinin sona ermesinden sonra, taraflar arasında yeni bir distribütörlük sözleşmesinin yapılması için müzakerelerin başladığı, ancak taraflarca bu sözleşme konusunda mutabakata varılamadığı, buna rağmen taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisinin 2017 yılına kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. 

Taraflar arasında uyuşmazlığın ortaya çıkması üzerine Davacı, distribütörlük ilişkisini haklı nedenle feshettiğini iddia ederek uğranılan zararın tazmini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında en son imzalanan 01.01.2008 distribütörlük sözleşmesinde tahkim şartı bulunduğundan bahisle tahkim itirazında bulunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi Tarafından Yapılan Değerlendirme 

Uyuşmazlığı inceleyen ilk derece mahkemesi, sözleşmedeki şekli açık hükme rağmen tarafların sözleşme süresinin sonunda sözleşme ilişkisini devam ettirerek sözleşmenin devamına ilişkin iradelerini ortaya koyduğu, şekli iradeye değil sözleşmenin devamına yönelik bu açık fiili iradeye üstünlük tanınması gerektiği, Türk mevzuatında distribütörlük sözleşmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı için acentelik sözleşmelerini düzenleyen hükümlerin kıyasen uygulanacağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 121/2 gereğince belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde sözleşmenin belirsiz süreli hâle geleceği, tüm bunlara göre taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin süresiz hâle geldiği, süresiz hâle gelen bu sözleşmede geçerli tahkim şartının bulunduğu, tahkim şartına göre mahkemenin görevsiz olduğuna karar vermiştir.

Davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine uyuşmazlığı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Yargıtay Tarafından Yapılan Değerlendirme 

Karara karşı yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 01.01.2008 tarihli tahkim şartını içeren sözleşmenin aynı şartlarda yenilendiğine ve tahkim şartının da kabul edildiğine dair tarafların açık iradelerini gösteren bir verinin mevcut olmadığını, sözleşmenin sona ermesinden sonra taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisinin bu sözleşme çerçevesinde devam ettiği kabul edilse dahi, ayrılabilirlik ilkesi gereği bu sözleşmedeki tahkim şartının da taraflarca kabul edildiği sonucuna ulaşılamayacağını kabul ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur. 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Tarafından Yapılan Değerlendirme

Yargıtay tarafından verilen bozma kararına ilk derece mahkemesi tarafından direnilmesi üzerine uyuşmazlık HGK tarafından incelenmiştir.

HGK, uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin irade açıklamasının tahkim sözleşmesinin temel kurucu unsuru olduğunu, geçerli bir tahkim sözleşmesinden bahsedilebilmesi için tarafların tahkim iradelerinin yazılı olarak yaptıkları sözleşmede ihtilafa yer vermeyecek şekilde açıkça belirtilmesi gerektiğini ifade etmiş ve tahkim iradesinin açık, kesin ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede ortaya konulması gerektiğini vurgulamıştır. 

Bu ilkeler ışığında somut olayı inceleyen HGK, 01.01.2008 tarihli sözleşmede tarafların sözleşmenin uzatılması için açık bir irade beyanında bulunulması gerektiğini kararlaştırmış olduklarına dikkat çekerek, taraflarca bu sözleşmeyi uzatma yönünde açık bir irade beyanında bulunulmadığı için sözleşmenin uzatılmış sayılamayacağı, tarafların anılan sözleşmeyi uzatmamayı tercih ettiği, ancak aralarındaki distribütörlük ilişkisinin yazılı bir sözleşme olmadan yürütmeyi istediklerini değerlendirmiştir. Anılan değerlendirme ışığında HGK taraflar arasında devam eden bu distribütörlük ilişkisinin 01.01.2008 tarihli sözleşmedeki şart ve koşullarda devam ettiği sonucuna ulaşılamayacağını ifade etmiş ve taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmadığına oyçokluğuyla hükmetmiştir. 

Sonuç

HGK ilgili kararıyla, tahkim iradesinin varlığını şekli ve sıkı koşullara bağlayarak, örtülü bir iradenin yorumlanmasından ziyade açık, kesin şekilde ortaya konulması gerektiğini bir kez daha vurgulamıştır. 

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.