Acil Durum Hakemi Kararlarının İcra Edilebilirliği
Giriş
Acil durum hakemliği, kurumsal tahkimlerde hakem kurulunun oluşturulması öncesindeki koruma ihtiyacını karşılamak üzere geliştirilen bir kurumdur. Bu doğrultuda tahkim kurumları tarafları en kısa sürede hukuki koruma tedbirine ulaştırmak için kısa süreler öngörür, örneğin Milletlerarası Ticaret Odası’nda (“MTO”) acil durum hakeminin en kısa sürede atanacağı bu sürenin 2 gün olacağı ve kararın da 15 gün içerisinde verileceği düzenlenir. Yine Türkiye'de İstanbul Tahkim Merkezi ve İstanbul Ticaret Odası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi kurallarında acil durum hakemine ilişkin düzenlemeler yer alır.
Acil durum hakemleri tarafından verilen kararlar her ne kadar hızlı bir çözüm ve hukuki koruma getirse de bu kararlara tarafların uymadığı durumlarda kararların icra edilebilirliği konusu, uygulamada önemli hukuki sorunları beraberinde getirir. Bu kararların bağlayıcı etkisi ve icra edilebilir niteliği, acil durum hakemliğinin sağladığı avantajların pratikte hayata geçirilmesi ve acil durum hakemi kurumunun getiriliş amacının gerçekleşmesi açısından öneme sahiptir.
Türk Tahkim Mevzuatı Çerçevesinde
Türk hukukunda iç tahkim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) ile milletlerarası tahkim ise 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”) ile düzenlenir.
MTK m.6/3 gereği, hakem kurulunun verdiği ihtiyati tedbir kararına taraflardan biri uymuyorsa, diğer taraf yetkili mahkemenin yardımını isteyebilir. Hakemin verdiği geçici tedbir kendiliğinden icra gücüne sahip değildir; uyulmaması halinde mahkeme desteğiyle icra edilebilir hale getirilmesi gerekir. Bu düzenleme HMK m. 414 ile karşılaştırıldığında farklı bir yaklaşım görülür. HMK, iç tahkimde hakemlerce verilen geçici hukuki koruma tedbirlerinin mahkemece uygulanmasına açıkça izin verirken, MTK’da mahkemenin hakemin verdiği tedbir kararını doğrudan icra etme görevi açıkça belirtilmez.
Bu noktada öğretide acil durum hakemlerinin hakem olarak nitelendirilmesi çerçevesinde farklı görüşler yer alır. Öğretide acil durum hakeminin tam yetkili bir hakem sıfatıyla değerlendirilmesi ve her türlü amaç için hakem yetkilerine sahip olduğu yönünde görüşler ileri sürülür. Bu görüşe paralel olarak, tarafların benimsediği tahkim kurallarında acil durum hakemi kararlarının hakem kararları ile eşdeğer etkiye sahip olduğu öngörülmüşse, acil durum hakemi tarafından verilen kararların da hakem kararı niteliğinde kabul edilmesi gerektiği savunulur[1].
Yukarıda da belirtildiği üzere, MTK kapsamında mahkemeden yardım talep edilmesi gerekir. Ancak MTK m. 6 uyarınca mahkemenin yapacağı incelemenin kapsamı net değildir; mahkemenin hakem kararını yalnızca prima facie bir denetime mi tabi tutacağı yoksa bağımsız bir ihtiyati tedbir incelemesi mi gerçekleştireceği hususu açıkça düzenlenmez[2].
Öğretide MTK m. 6/3’te yer alan “mahkemenin yardımını isteyebilir” ifadesinin mahkemenin yeni bir karar vermesi değil hakem kararına mahkeme tarafından icrai etki tanınması olarak yorumlanması gerektiği ifade edilir[3]. Bir görüşe göre MTK m. 6/4 kapsamında mahkemelerin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verebileceği düzenlediğine göre MTK m. 6/3’ün bundan farklı bir anlam taşıması gerekir.
Uygulamada bazı yargı görüşleri[4] , hakemlerce verilen geçici tedbir taleplerinde genellikle kendi hukuk ilkelerine göre bağımsız bir inceleme yapma eğilimindedir. Mahkemenin sadece tahkim anlaşmasının geçerliliğine bakıp hakem kararını olduğu gibi uygulamakla yetinmeyeceği, lex fori ilkeleri çerçevesinde tedbirin şartlarını yeniden değerlendirmesi gerektiğine ilişkin görüşler vardır. Kanun koyucunun, HMK'da mahkemelerin hakem tarafından verilen geçici tedbirleri nasıl uygulaması gerektiğini açıklarken kullandığı ifadeleri bilinçli şekilde seçtiğini; buna karşılık MTK'da milletlerarası tahkimler bakımından bu konuda açık bir ibare bulunmadığı belirtilir.
New York Sözleşmesi Çerçevesinde
Acil durum hakemi kararlarının New York Sözleşmesi kapsamında icrası ise, esasen bu kararların “nihai” nitelikte olup olmadığı tartışmasına dayanır. Zira New York Sözleşmesi uyarınca bir kararın “hakem kararı” olarak tenfize elverişli olabilmesi için üç koşul aranır: (i) kararın hakem(ler) tarafından verilmiş olması, (ii) bağlayıcı olması ve (iii) uyuşmazlığı tamamen veya kısmen nihai şekilde çözmesi. Acil durum hakemi kararlarının ilk iki koşulu karşıladığı genel olarak kabul edilir. Buna karşılık, kararların nihai olup olmadığı konusunda öğretide görüş birliği yoktur.
Bir görüşe göre, acil durum hakemi tarafından verilen geçici hukuki koruma kararları konu bakımından nihai niteliktedir ve usuli kararlardan farklıdır. Buna karşılık diğer bir görüş, bu kararların hakem kurulu tarafından daha sonra değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir olması nedeniyle nihai sayılamayacağını savunur. Bu nedenle acil durum hakemi kararlarının New York Sözleşmesi kapsamında tenfizinin mümkün olmadığını ileri sürer.
Bununla birlikte, tarafları bağlayacağı açıkça öngörülen, hakemler tarafından yazılı ve imzalı şekilde verilen kararların, sırf geçici nitelikte oldukları gerekçesiyle New York Sözleşmesi kapsamında icra edilemeyeceğini söylemenin isabetli olmadığı da belirtilir. Geçici hukuki koruma kararlarının belirli bir süre için verilmiş olması, bu kararları Sözleşme’nin uygulama alanı dışında bırakmaz. Ayrıca bu kararların daha sonra hakem kurulu tarafından değiştirilebilir veya kaldırılabilir olması da tek başına tenfize engel oluşturmaz.
Diğer bir yaklaşım ise New York Sözleşmesi’nin V. maddesinin lafzına dayanır. Bu görüşe göre, Sözleşme tenfiz için “nihailik” değil, “bağlayıcılık” koşulunu aramaktadır. Bu nedenle taraflar bakımından bağlayıcı olan acil durum hakemi kararlarının New York Sözleşmesi uyarınca tenfiz edilebileceği savunulur[5].
Yargıtay’ın Yaklaşımı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bir kararı, MTO tahkimi sonucunda verilen kısmi hakem kararının Türkiye'de tanınması talebine ilişkindir. Karar, kısmi hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda, New York Sözleşmesi'nin “kesinlik” değil “bağlayıcılık” kriteri aradığını vurgulayarak, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.45/i'deki kesinleşme şartının bağlayıcılık olarak yorumlanması gerektiğini belirtir.
Bu karar, acil durum hakemliği açısından da önemli bir içtihat oluşturur. Yargıtay'ın bağlayıcılığı kesinleşmenin önüne koyması ve hukuki himaye ve tedbir içerikli bir ara kararı veya kısmi kararın belirli bir zaman dilimi ile sınırlı olarak konusu olan mesele hakkında nihai hüküm içerdiğini kabul etmesi, kararın belli bir süre için hüküm doğurması ile nihai karakteri arasında bir çatışma olmadığını gösterir. Bu yaklaşım, doğrudan acil durum hakemi kararlarının niteliğine de uyar; zira acil durum hakemi kararları da geçici tedbir niteliğinde olup, belirli bir süre için (genellikle hakem kurulu kurulana kadar) hüküm doğururlar ancak talep edilen tedbir konusu bakımından nihai sonuç doğururlar.
Yargıtay’a göre, kısmi kararın ilişkin olduğu konu bakımından nihai olduğunun kabul edilmesi için, uyuşmazlığın kısmi karar ile hükme bağlanan yönünün ayrılabilir ve bağımsız bir mesele olması yeterlidir. Kısmi karar verildikten sonra yargılamanın devam etmesi, bu kararın icra edilmesi için uyuşmazlığın bütünüyle hallinin ve tahkimin sona ermesinin beklenmesini zorunlu kılmaz. Acil durum hakemi kararları da bu kriteri karşılar. Bu kararlar, esas uyuşmazlıktan ayrılabilir bir konuyu (geçici koruma ihtiyacını) ele alır ve bağımsız bir mesele olarak değerlendirilebilir.
New York Sözleşmesi'nin kesinleşme yerine bağlayıcılık niteliğini öne çıkarmış olması, ilgili tahkim kurumunun kurallarına uygun olarak tesis edilen kararların bağlayıcılığının bu kurallar çerçevesinde değerlendirilmesini gerekli kılar. Bu durum, tahkim kurumlarının acil durum hakemliği kurallarına uygun verilen kararların tanınmasına kapı açar. MTO gibi kurumların acil durum hakemi kararlarının bağlayıcı olduğunu açıkça düzenlemeleri, bu kararların Türkiye'de tenfizi için önemli bir dayanak oluşturur.
Sonuç
Acil durum hakemi kararlarının etkin bir şekilde icra edilebilmesi için hem mevzuat düzeyinde hem de yargı uygulamasında daha net ve tutarlı yaklaşımlara ihtiyaç vardır. MTK’da yer alan belirsizliklerin giderilmesi, mahkeme uygulamalarının standartlaştırılması ve New York Sözleşmesi'nin bağlayıcılık kriterine odaklanan yorumunun yaygınlaştırılması tahkim kullanıcılarının acil koruma ihtiyaçlarının karşılanması ve tahkimin etkinliğinin artırılması açısından önem taşır.
- Uyanık, M. Ece: “Acil Durum Hakemi Kararlarının Özellikleri ve Bu Kararların İcra Edilebilirliği”, Tahkim Yargılaması Birinci Bölüm, Tahkim Okulu Paneller Serisi, Cilt 2, Kasım 2021, s. 327.
- Işık, Fatih/Balıkçı, Melissa/Köksal, Ayça Bengü: Enforceability of Emergency Arbitrator Orders in Turkey and Take-Aways from the 15th ICC Turkey Arbitration Day 2020, Mart 2020.
- Erdem, Orhan Emin/ Erdem Kamiloğlu, Mehveş: “Milletlerarası Tahkim Yargılamasında Mahkemelerin Yetkisinin Kapsamı ve Sınırları”, Prof. Dr. H. Ercüment Erdem’e Armağan, Cilt 1, Ekim 2023, s. 678. MTK m. 6/3’ün lafzında yer alan “mahkemenin yardımını isteyebilir” ifadesinin nasıl yorumlanacağına ilişkin olarak bkz. Pekcanıtez, Hakan: “Milletlerarası Tahkimde Geçici Hukuku Koruma Önlemleri”, Makaleler, Cilt 1, İstanbul 2016, s. I.803 vd. (Geçici Hukuku Koruma Önlemleri). Yazara göre MTK m. 6/3’te geçen “yardım” ifadesi mahkemenin yeni bir karar vermesi değil mahkeme tarafından hakem kararına icrai etki tanınması olarak yorumlanmalıdır. Benzer görüşte bkz. Yeşilova, Bilgehan: “Milletlerarası Ticari Tahkimde Nihai Karardan Önce Mahkemelerin Yardımı ve Denetimi”, Milletlerarası Uyuşmazlık Çözümü Serisi No.3, İzmir 2008, s. 706. Yazara göre MTK 6/4’te mahkemelerin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verebileceği hususu zaten düzenlendiğine göre MTK m. 6/3’ün bundan farklı bir anlamı olması gerekir.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11.06.2019 tarihli ve 2017/3469 E., 2019/4259 K. sayılı kararı (www.lexpera.com)
- Uyanık, M. Ece: “Acil Durum Hakemi Kararlarının Özellikleri ve Bu Kararların İcra Edilebilirliği”, Tahkim Yargılaması Birinci Bölüm, Tahkim Okulu Paneller Serisi, Cilt 2, Kasım 2021, s. 330-332.
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
Diğer İçerikler
Uluslararası tahkim, karmaşık ve sınır ötesi uyuşmazlıkların çözümünde tercih edilen bir yöntem olmayı sürdürmektedir. Ancak tarafsızlık, tenfiz kabiliyeti ve esneklik gibi avantajlarına rağmen tahkim, yavaş, masraflı ve aşırı derecede usule boğulmuş olmakla eleştirilir. Çoğu zaman taraflar, kapsamlı delil sunum...
Uluslararası ticari tahkimde verilen hakem kararlarının yabancı ülkelerde hüküm ve sonuç doğurabilmesi için “tanıma” ve “tenfiz” süreçlerinden geçmesi gerekir. Bu süreç hem New York Sözleşmesi hem de Türk hukukunda Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu (“MÖHUK”) hükümleri ile düzenlenmiştir...
Tahkime elverişlilik, belirli bir uyuşmazlık konusunun tahkim yoluyla çözüme elverişli olup olmadığının tespitini ifade eder ve uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde tahkimin temel bir yönünü oluşturur...
Yabancı mahkeme ve hakem kararlarının Türkiye’de tanınması, tenfizi ve hakem kararlarının iptali süreçlerinde kamu düzeni hem teoride hem de uygulamada en kritik denetim ölçütlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Yargıtay kararları, kamu düzeni kavramının kapsamı ve uygulanma biçimine ilişkin içtihadın yönünü...
Bilindiği üzere, itirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenen ve borçlunun icra takibine yaptığı itirazı hükümden düşürmeyi amaçlayan özel bir dava türüdür. Takibin devamını sağlamayı amaçlayan bu dava türünün hukuki niteliği konusunda doktrinde farklı görüşler...
16 Aralık 2024 tarihinde, Londra Uluslararası Tahkim Divanı (“LCIA”) 22 Temmuz 2017 ile 31 Aralık 2022 arasındaki dönemi kapsayan üçüncü grup hakemin reddi talebine ilişkin kararlarını yayımladı. LCIA ayrıca, temel hukuki temaları ve analitik eğilimleri ortaya koyan ayrıntılı bir yorum yayımlamış olup...
Milletlerarası Ticaret Odası (“MTO”), 2023 yılı uyuşmazlık çözümü istatistiklerine ilişkin raporunu (“Rapor”) yayınlayarak uluslararası tahkimin gelişen görünümüne ışık tuttu. İstatistikler, tahkimin birçok farklı sektörde tercih edilen bir uyuşmazlık çözüm mekanizması olduğunu ve çok çeşitli uyuşmazlıklarda...
Sendikasyon kredileri küresel finansman modelleri arasında önemli bir yere sahiptir. Sadece 2023 yılında ABD’de şirketlere 3.655 adet sendikasyon kredisi sağlanması ve bu kredilerin değerinin 2.4 trilyon dolara ulaşması, Avrupa’da ise söz konusu işlem hacminin 1.186 sendikasyon kredisi ile 679 milyar dolar...
İhtiyati haciz, alacaklının alacağını güvence altına almak amacıyla borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz, alacaklıların haklarını koruma altına almak için önemli bir araç olmakla birlikte kötüye kullanılmasının önlenmesi amacıyla Türk Hukukunda belirli ve sıkı şartlara bağlanmıştır...
Tarafların tahkim yolunu seçmesinin en önemli nedenlerinden birisi de hakemlerini özgürce seçebilme olanağıdır. Taraflara tanınan bu özgürlük, tahkimi, tarafların yargılamayı yürütecek hakimleri belirlemek yetkisinden yoksun oldukları, devlet mahkemeleri önündeki yargılamalardan da ayırır...
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 12.10.2022 tarihli kararıyla tahkim anlaşması bulunan uyuşmazlıklarda ihtiyati tedbir kararına itiraz halinde devlet mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verdi...
Uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin irade açıklaması tahkim sözleşmesinin temel kurucu unsurudur. Geçerli bir tahkim sözleşmesinden bahsedilebilmesi için tarafların tahkim iradelerinin ihtilafa yer vermeyecek şekilde ortaya çıkması gerekir...
Hollanda Tahkim Enstitüsü Vakfı (NAI) yeni tahkim kurallarını yayınladı . 1 Mart 2024 itibarıyla yürürlükte olan 2024 NAI Tahkim Kuralları, bu tarih veya sonrasında açılan tahkim yargılamalarında uygulanır. Bu makalede 2024 NAI Tahkim Kuralları ile gelen temel yenilikler ele alınacaktır...
Ticari hayatı dönüştüren internet kendine has uyuşmazlıkları beraberinde getirir. İnternet sitelerine erişimi kolaylaştıran alan adları, kimi zaman bilinçli olarak tanınmış bir markayla karıştırılacak benzerlikte kayıt ettirilir. Marka hakkı sahibi bu gibi kötü niyetli kayıt hallerinde yerel mahkemeye alternatif olarak alan...
ICC Tahkim ve ADR Komisyonu (“Komisyon”), olası uyuşmazlıkların önlenmesi ve tüm paydaşların ilişkilerinin güçlendirilmesi amacıyla alternatif uyuşmazlık çözüm (“ADR”) mekanizmalarına ilişkin farkındalığı artırmak amacıyla yeni bir rehber ve rapor yayımladı. Uyuşmazlıkların Etkin Yönetimi Rehberi, en uygun...
Birleşme ve Devralmalar (“M&A”), şirketlerin veya varlıkların birleşme, devralma, varlık satın alma veya yönetimin devralması gibi çeşitli finansal işlemler yoluyla yeniden yapılandırılmasını ifade eder. Bu Hukuk Postası Makalesi, hakem heyetleri önüne gelen M&A uyuşmazlıklarını ele alır.
Tahkim uygulaması çerçevesinde esasa girme yasağı (revision au fond) mahkemelerin bir hakem kararını incelerken uyuşmazlığın esasına dair bir inceleme yapmayacakları anlamını taşır. Bu yasak en temelde iptal davaları ile tenfiz süreçlerinde karşımıza çıkar. Bir hakem kararına karşı başvurulabilecek tek kanun...
Türk hukukunda taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri haklarla ilgili olarak doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların hakemler tarafından çözülmesi konusunda anlaşma yapabilir. Bununla birlikte, taşınmazın aynına ilişkin haklar ile iflas hukuku, aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar gibi...
4 Eylül 2020 tarihinde, Milletlerarası Ticari Tahkim Konseyi (“ICCA”) çatısı altında bir çalışma grubu “Milletlerarası Tahkimde Fiziki Duruşma Hakkı Mevcut Mudur?” başlıklı bir araştırma projesine başladı. Covid-19 salgını nedeniyle birçok tahkim duruşması çevrimiçi olarak gerçekleştirildi...
Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi, 25 Şubat 2022 tarihinde tahkim kurallarını değiştirdi. 2022 Tahkim Kuralları 2 Mart 2022 tarihinde yayınlandı ve 21 Mart 2022 tarihinde yürürlüğe girdi. Kurallar 21 Mart 2022’den sonra yapılan tahkim davalarına uygulanır, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı takdirde tahkim...
Achmea’nın AB-içi yatırım uyuşmazlıklarında doğurduğu tartışma katlanarak devam ediyor. Son olarak Paris İstinaf Mahkemesi, Polonya aleyhine sonuçlanan yatırım tahkimlerinde verilen hakem kararlarının Achmea gözetilerek iptaline hükmetti...
Türk hukukunda hakem kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolu, iptal davası olarak düzenlenir. Yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği tahkim yargılamalarında 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”) uygulama alanı...
Bilindiği üzere Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) bir kararı sonrasında AB-içi uyuşmazlıkların tahkimde görülmesi ve özellikle Enerji Şartı Anlaşması (“EŞA”) altında tahkim konusunda sorunlar ortaya çıkmıştır...
Şirketler hukukunda tahkim uygulaması tahkime elverişlilik konusu başta gelmek üzere birçok açıdan tartışmalı unsurlar barındırır. Bu uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğunun kabul edildiği hukuk sistemlerinde dahi esas sözleşmeye tahkim şartının konulup konulamayacağı...
Yargılama süreçlerine doğrudan etkisi olan teknoloji kullanımındaki büyük artış tahkim için de yararlı oldu. Özellikle dijitalleşme ile tahkim yargılamasının şekli, tarafların gereksinimlerini de dikkate alarak, zaman ve maliyet verimliliğini arttıracak şekilde değişti. Bu doğrultuda ve COVID-19 pandemisine önlem...
Avrupa Birliği Adalet Divanı (“ABAD”), 6 Mart 2018 tarihinde oldukça tartışmalı bir karara imza attı.[1] 1991 tarihli Hollanda-Slovakya İkili Yatırım Anlaşması’nda yer alan tahkim klozunun Avrupa Birliği (“AB”) hukukuna aykırılığına hükmedilen Achmea kararı, yatırım tahkiminde uzun soluklu tartışmaları beraberinde...