Acil Durum Hakemi Kararlarının İcra Edilebilirliği

31.10.2025 Mehveş Erdem Kamiloğlu

Giriş

Acil durum hakemliği, kurumsal tahkimlerde hakem kurulunun oluşturulması öncesindeki koruma ihtiyacını karşılamak üzere geliştirilen bir kurumdur. Bu doğrultuda tahkim kurumları tarafları en kısa sürede hukuki koruma tedbirine ulaştırmak için kısa süreler öngörür, örneğin Milletlerarası Ticaret Odası’nda (“MTO”) acil durum hakeminin en kısa sürede atanacağı bu sürenin 2 gün olacağı ve kararın da 15 gün içerisinde verileceği düzenlenir. Yine Türkiye'de İstanbul Tahkim Merkezi ve İstanbul Ticaret Odası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi kurallarında acil durum hakemine ilişkin düzenlemeler yer alır.

Acil durum hakemleri tarafından verilen kararlar her ne kadar hızlı bir çözüm ve hukuki koruma getirse de bu kararlara tarafların uymadığı durumlarda kararların icra edilebilirliği konusu, uygulamada önemli hukuki sorunları beraberinde getirir. Bu kararların bağlayıcı etkisi ve icra edilebilir niteliği, acil durum hakemliğinin sağladığı avantajların pratikte hayata geçirilmesi ve acil durum hakemi kurumunun getiriliş amacının gerçekleşmesi açısından öneme sahiptir.

% 0

Türk Tahkim Mevzuatı Çerçevesinde

Türk hukukunda iç tahkim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) ile milletlerarası tahkim ise 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”) ile düzenlenir. 

MTK m.6/3 gereği, hakem kurulunun verdiği ihtiyati tedbir kararına taraflardan biri uymuyorsa, diğer taraf yetkili mahkemenin yardımını isteyebilir. Hakemin verdiği geçici tedbir kendiliğinden icra gücüne sahip değildir; uyulmaması halinde mahkeme desteğiyle icra edilebilir hale getirilmesi gerekir. Bu düzenleme HMK m. 414 ile karşılaştırıldığında farklı bir yaklaşım görülür. HMK, iç tahkimde hakemlerce verilen geçici hukuki koruma tedbirlerinin mahkemece uygulanmasına açıkça izin verirken, MTK’da mahkemenin hakemin verdiği tedbir kararını doğrudan icra etme görevi açıkça belirtilmez. 

Bu noktada öğretide acil durum hakemlerinin hakem olarak nitelendirilmesi çerçevesinde farklı görüşler yer alır. Öğretide acil durum hakeminin tam yetkili bir hakem sıfatıyla değerlendirilmesi ve her türlü amaç için hakem yetkilerine sahip olduğu yönünde görüşler ileri sürülür. Bu görüşe paralel olarak, tarafların benimsediği tahkim kurallarında acil durum hakemi kararlarının hakem kararları ile eşdeğer etkiye sahip olduğu öngörülmüşse, acil durum hakemi tarafından verilen kararların da hakem kararı niteliğinde kabul edilmesi gerektiği savunulur[1]

Yukarıda da belirtildiği üzere, MTK kapsamında mahkemeden yardım talep edilmesi gerekir. Ancak MTK m. 6 uyarınca mahkemenin yapacağı incelemenin kapsamı net değildir; mahkemenin hakem kararını yalnızca prima facie bir denetime mi tabi tutacağı yoksa bağımsız bir ihtiyati tedbir incelemesi mi gerçekleştireceği hususu açıkça düzenlenmez[2]

Öğretide MTK m. 6/3’te yer alan “mahkemenin yardımını isteyebilir” ifadesinin mahkemenin yeni bir karar vermesi değil hakem kararına mahkeme tarafından icrai etki tanınması olarak yorumlanması gerektiği ifade edilir[3]. Bir görüşe göre MTK m. 6/4 kapsamında mahkemelerin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verebileceği düzenlediğine göre MTK m. 6/3’ün bundan farklı bir anlam taşıması gerekir. 

Uygulamada bazı yargı görüşleri[4] , hakemlerce verilen geçici tedbir taleplerinde genellikle kendi hukuk ilkelerine göre bağımsız bir inceleme yapma eğilimindedir. Mahkemenin sadece tahkim anlaşmasının geçerliliğine bakıp hakem kararını olduğu gibi uygulamakla yetinmeyeceği, lex fori ilkeleri çerçevesinde tedbirin şartlarını yeniden değerlendirmesi gerektiğine ilişkin görüşler vardır. Kanun koyucunun, HMK'da mahkemelerin hakem tarafından verilen geçici tedbirleri nasıl uygulaması gerektiğini açıklarken kullandığı ifadeleri bilinçli şekilde seçtiğini; buna karşılık MTK'da milletlerarası tahkimler bakımından bu konuda açık bir ibare bulunmadığı belirtilir.

New York Sözleşmesi Çerçevesinde 

Acil durum hakemi kararlarının New York Sözleşmesi kapsamında icrası ise, esasen bu kararların “nihai” nitelikte olup olmadığı tartışmasına dayanır. Zira New York Sözleşmesi uyarınca bir kararın “hakem kararı” olarak tenfize elverişli olabilmesi için üç koşul aranır: (i) kararın hakem(ler) tarafından verilmiş olması, (ii) bağlayıcı olması ve (iii) uyuşmazlığı tamamen veya kısmen nihai şekilde çözmesi. Acil durum hakemi kararlarının ilk iki koşulu karşıladığı genel olarak kabul edilir. Buna karşılık, kararların nihai olup olmadığı konusunda öğretide görüş birliği yoktur.

Bir görüşe göre, acil durum hakemi tarafından verilen geçici hukuki koruma kararları konu bakımından nihai niteliktedir ve usuli kararlardan farklıdır. Buna karşılık diğer bir görüş, bu kararların hakem kurulu tarafından daha sonra değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir olması nedeniyle nihai sayılamayacağını savunur. Bu nedenle acil durum hakemi kararlarının New York Sözleşmesi kapsamında tenfizinin mümkün olmadığını ileri sürer.

Bununla birlikte, tarafları bağlayacağı açıkça öngörülen, hakemler tarafından yazılı ve imzalı şekilde verilen kararların, sırf geçici nitelikte oldukları gerekçesiyle New York Sözleşmesi kapsamında icra edilemeyeceğini söylemenin isabetli olmadığı da belirtilir. Geçici hukuki koruma kararlarının belirli bir süre için verilmiş olması, bu kararları Sözleşme’nin uygulama alanı dışında bırakmaz. Ayrıca bu kararların daha sonra hakem kurulu tarafından değiştirilebilir veya kaldırılabilir olması da tek başına tenfize engel oluşturmaz.

Diğer bir yaklaşım ise New York Sözleşmesi’nin V. maddesinin lafzına dayanır. Bu görüşe göre, Sözleşme tenfiz için “nihailik” değil, “bağlayıcılık” koşulunu aramaktadır. Bu nedenle taraflar bakımından bağlayıcı olan acil durum hakemi kararlarının New York Sözleşmesi uyarınca tenfiz edilebileceği savunulur[5]

Yargıtay’ın Yaklaşımı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bir kararı, MTO tahkimi sonucunda verilen kısmi hakem kararının Türkiye'de tanınması talebine ilişkindir. Karar, kısmi hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda, New York Sözleşmesi'nin “kesinlik” değil “bağlayıcılık” kriteri aradığını vurgulayarak, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.45/i'deki kesinleşme şartının bağlayıcılık olarak yorumlanması gerektiğini belirtir.

Bu karar, acil durum hakemliği açısından da önemli bir içtihat oluşturur. Yargıtay'ın bağlayıcılığı kesinleşmenin önüne koyması ve hukuki himaye ve tedbir içerikli bir ara kararı veya kısmi kararın belirli bir zaman dilimi ile sınırlı olarak konusu olan mesele hakkında nihai hüküm içerdiğini kabul etmesi, kararın belli bir süre için hüküm doğurması ile nihai karakteri arasında bir çatışma olmadığını gösterir. Bu yaklaşım, doğrudan acil durum hakemi kararlarının niteliğine de uyar; zira acil durum hakemi kararları da geçici tedbir niteliğinde olup, belirli bir süre için (genellikle hakem kurulu kurulana kadar) hüküm doğururlar ancak talep edilen tedbir konusu bakımından nihai sonuç doğururlar.

Yargıtay’a göre, kısmi kararın ilişkin olduğu konu bakımından nihai olduğunun kabul edilmesi için, uyuşmazlığın kısmi karar ile hükme bağlanan yönünün ayrılabilir ve bağımsız bir mesele olması yeterlidir. Kısmi karar verildikten sonra yargılamanın devam etmesi, bu kararın icra edilmesi için uyuşmazlığın bütünüyle hallinin ve tahkimin sona ermesinin beklenmesini zorunlu kılmaz. Acil durum hakemi kararları da bu kriteri karşılar. Bu kararlar, esas uyuşmazlıktan ayrılabilir bir konuyu (geçici koruma ihtiyacını) ele alır ve bağımsız bir mesele olarak değerlendirilebilir.

New York Sözleşmesi'nin kesinleşme yerine bağlayıcılık niteliğini öne çıkarmış olması, ilgili tahkim kurumunun kurallarına uygun olarak tesis edilen kararların bağlayıcılığının bu kurallar çerçevesinde değerlendirilmesini gerekli kılar. Bu durum, tahkim kurumlarının acil durum hakemliği kurallarına uygun verilen kararların tanınmasına kapı açar. MTO gibi kurumların acil durum hakemi kararlarının bağlayıcı olduğunu açıkça düzenlemeleri, bu kararların Türkiye'de tenfizi için önemli bir dayanak oluşturur.

Sonuç

Acil durum hakemi kararlarının etkin bir şekilde icra edilebilmesi için hem mevzuat düzeyinde hem de yargı uygulamasında daha net ve tutarlı yaklaşımlara ihtiyaç vardır. MTK’da yer alan belirsizliklerin giderilmesi, mahkeme uygulamalarının standartlaştırılması ve New York Sözleşmesi'nin bağlayıcılık kriterine odaklanan yorumunun yaygınlaştırılması tahkim kullanıcılarının acil koruma ihtiyaçlarının karşılanması ve tahkimin etkinliğinin artırılması açısından önem taşır.

Kaynakça
  • Uyanık, M. Ece: “Acil Durum Hakemi Kararlarının Özellikleri ve Bu Kararların İcra Edilebilirliği”, Tahkim Yargılaması Birinci Bölüm, Tahkim Okulu Paneller Serisi, Cilt 2, Kasım 2021, s. 327.
  • Işık, Fatih/Balıkçı, Melissa/Köksal, Ayça Bengü: Enforceability of Emergency Arbitrator Orders in Turkey and Take-Aways from the 15th ICC Turkey Arbitration Day 2020, Mart 2020.
  • Erdem, Orhan Emin/ Erdem Kamiloğlu, Mehveş: “Milletlerarası Tahkim Yargılamasında Mahkemelerin Yetkisinin Kapsamı ve Sınırları”, Prof. Dr. H. Ercüment Erdem’e Armağan, Cilt 1, Ekim 2023, s. 678. MTK m. 6/3’ün lafzında yer alan “mahkemenin yardımını isteyebilir” ifadesinin nasıl yorumlanacağına ilişkin olarak bkz. Pekcanıtez, Hakan: “Milletlerarası Tahkimde Geçici Hukuku Koruma Önlemleri”, Makaleler, Cilt 1, İstanbul 2016, s. I.803 vd. (Geçici Hukuku Koruma Önlemleri). Yazara göre MTK m. 6/3’te geçen “yardım” ifadesi mahkemenin yeni bir karar vermesi değil mahkeme tarafından hakem kararına icrai etki tanınması olarak yorumlanmalıdır. Benzer görüşte bkz. Yeşilova, Bilgehan: “Milletlerarası Ticari Tahkimde Nihai Karardan Önce Mahkemelerin Yardımı ve Denetimi”, Milletlerarası Uyuşmazlık Çözümü Serisi No.3, İzmir 2008, s. 706. Yazara göre MTK 6/4’te mahkemelerin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verebileceği hususu zaten düzenlendiğine göre MTK m. 6/3’ün bundan farklı bir anlamı olması gerekir.
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11.06.2019 tarihli ve 2017/3469 E., 2019/4259 K. sayılı kararı (www.lexpera.com)
  • Uyanık, M. Ece: “Acil Durum Hakemi Kararlarının Özellikleri ve Bu Kararların İcra Edilebilirliği”, Tahkim Yargılaması Birinci Bölüm, Tahkim Okulu Paneller Serisi, Cilt 2, Kasım 2021, s. 330-332.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.